28 Aralık 2022 Çarşamba

RÜYAMDA KABE!

  İlk rüyamdan sonra unutmalarım devam ederken dedikodular ve iftiralar da almış başını gidiyordu. O sırada dernekteki kızlar beni günahkar kendilerini de hürü pak ilan eden tavırlar sergilemekteydiler.

*İlk rüyamı "Kendime Notlar Rüya" yazısında anlatmıştım. Dedikodulari ve iftiralari 18 IFTIRALAR sayfamda detayli anlatmistim.

Bir ara dernekte geziler düzenlenmeye başlandı. Parası olan geziyordu. Sonra umre gezisi düzenlemeye başladılar. Onu da ağlamalardan zırlamalardan öğrendim. Bazı kızlar ortalık yerde hüngür foşurt ağlıyor bana pek samimi gelmese de sormuştum. Neden ağlıyordu bu kızlar. 

Neymiş efendim umreye gidecek parası yokmuş o yüzden ağlıyormuş. Bunu söyleyen kızın babası o zamanda daha bir bankanın müdürüydü :) Alla alla işe bak sen parası yok! Sonra bazı iş adamları gidemeyen kızların parasını karşılamaya karar verip para göndermişti :)

Neyse , o gece düşündüm alla alla aceba ben neden ağlamıyorum ve ağlamak ta  umreye gitmek te içimden gelmiyor, imanım mı eksik Allahım?

!Dipnot, eğer Allah'a bişi sorarsanız muhakkak size cevabı bir şekilde gönderir.

Evet o gece bir rüya gördüm.

Rüyamda ev arkadaşım tuba ve babası kabeye gitmek için yola çıkmışlardı ben de yanlarındaydım. Yürür vaziyette giderken tuba yarı yolda döndü o devam edemez dediler. Sonra babası ve ben giderken kabenin yanından geçtik ... Kabenin ilerisine gidecekmişiz, biz zaten kabeye gitmişiz güya.

Çok beyaz parlak bir mermerin olduğu bir yere geldik, sağ tarafımızda bir çeşme vardı berrak bir su akıyordu. Tubanın babası abdest aldı sonra ileri baktı , tekrar abdest aldı, sonra bana döndü baktı:

'Burdan sonrasına ben gelemiyorum, sen kendin gideceksin. İleriye baktım mermerin biraz ilerisinde çok beyaz bir yer vardı aynı sisli bir hava ama huzur verici. Sonra o dönemin güya ablası diye anılan çok hurmet gören iki kişiyi oranın sınırında gördüm, aralarında konuşuyorlardı.

Tam adımımı atacaktım ki onların olduğu yere gitmek istemediğimi farkettim. Ve aynen şöyle dedim:

'Onların olduğu yerde ben olmam ya onlar ya ben'

Ordaki kişiler onları ordan attılar, sonra ben o çizgiyi geçtim hem de abdest almadan ve geçer geçmez huzurun güzelliğin farkına vardım.

Uyandığımda önceleri anlam veremesem de içime doğan şuydu, kabeye gitmiş kadarsın, daha ilerisi için herkesin abdest alması gerekirken benim almama bile gerek yok. 

Çok sonraları bu rüyanım manasını daha derinden anlayacaktım.

O dönemde, herşeyi unuttuğum bilen dernek yönetimi güya bir karar alacakmış. Benim hatırlamama yardımcı mı olacaklar yoksa unutmuş halimle mi bırakacaklar.

İşte o sırada o ablalardan biri şöyle diyor :' O daha genç 15 yıl çok uzun bir süre değil onun için, unutması daha iyi derneğin adı çıkar, hem bir daha kimseye güvenmemeyi öğrenir' işte bu cümle aslında Osman sapığının kullandığı cümlenin küfürsüz hali idi. Ve bu cümle o karar, onları bulundukları kabe makamından aşağı itmişti! Bunu hatırlamaları içinse biri kanser olacak birinin de kardeşi dolandırılıp hapse girecek ve 15 yıl hükmü verilecekti. Bu ceza değildi , Allah'ın benim işlerimi yoluna koyması için onların başına getirdikleri idi çünki kimse kardeşinin hapsi ile cezalandırılmaz. Onların cezası Allah'ın elindeydi.

Beni unutmuş bırakmalarının sebebi ise, sırf derneğe akan paralar kesilmesin diye vermişlerdi. Bir masumu hafızası kayıp siktirip bırakmışlardı. Küfürsüz cümle kullandılar diye onlar, osmandan farklı diyemezsiniz!

İşte şimdi  yazılarımda bu cümleyi onlara neden kullandığımı anladınız. Çünki onlar Osmanın o küfürlü cümlesini, tekrar tekrar destekleyici hareketlerde bulundular. İşte o yüzden siktirip gitmesi gereken onlar. 

Tubanın babasına ve ev arkadaşım Meleğin kankası Tubaya gelince, kıl ve nikah iftirasini (İftira ve Dedikodu sayfamda  ayrıntılı anlatmıştım) babasına kadar iletmiş ' Babacım kıllarını almayan bir kız arkadaşımız bu yüzden boşanmış biz onu nasıl uyarabiliriz!' bilmişliğini yaparak hem babasını hem kendini ateşe atmıştı. Babası abdest te alsa defalarca da alsa o makama gelemeyecekti İnşaallah!

Veee asıl mesele , kabenin yanından geçerken kabeyi boş görmemdi. Yani o kızların umresi kabul olmamıştı benden hellalik alana kadar da kabul olmayacakti. Sadece kizlarinki mi ilk iftirayi baslatan yavuz ve onun arkasindan bu iftrayi yayan diger erkekler de ayni sekilde ayni durumdaydilar.

Dipnot: Hak hellaligi almak icin karsima cikmayin! Helal etmiyorum , ahirette hesaplasiriz!

İşte Öyle paralar döküp kabeye gitmeler sizi aklamıyor maalesef! 

Mesele Kabeye gitmekte değil kabeyi yaşamakta! Ah bir anlasanız! Ama onların akılları ermez boşuna anlatmaya gerek yok!

Onun babası değişir annesi hep aynı kalır! Anlayan anladı. Kibrinizden kabul edemediğiniz şey neydi bir hatırlayın bakalım? Ne kadar çok çocuk yaparsanız yapın, hiçbiri o değil, bu kural hiçbir zaman değişmez! O ya değişmeyen annesinden olur ya da hiç olmaz!

Veee her sayfaya eklenmesi gereken NOT:

...Birşey diyim mi burnunuzu karıştırsaydınız geğirip osursaydınız ter koksaydınız inanın sizden iğrenmezdim ama o pis iftirları ağzınızda dolandırdığınızda gözümde canlanan o bok yiyişiniz midemi bulandırıyor... Çünki burnunu karıştırdıktan sonra elini yıkarsın, ter kokarsan ya da ayak kokarsa duş alırsın, sarımsak soğan koksan diş fırçalarsın, osurmak geğirmek insan vücudundaki toksini atar geçicidir tuvalete gidersin, bu ve bunun gibi şeyler insan doğasıdır kir değildir... Peki sizin yediğiniz bokun temizliği var mı?

İTİRAF!

 -Kendime notlar sayfalari okunmadan pek anlasilir bir yazi degil:)—

Belli bir süre sonra benim Osmanı sapık olarak göstermem herkesi ikiye bölmüştü. Ama ben okuluma odaklandığımdan son dönemimi yaşıyordum.

Bir seminer zamanı, akıllı bir çocukla tanıştım. Sanırım bu çocuğun aklına benle osmanı yüzleştirmek geliyor.

Yüzleşme:

Derneğin alt katında sinema gecesi düzenliyorlar. İzlettikleri film ise şu: Kör bir kadına zengin ve itibarlı bilinen biri tecavüz ediyor, kadının arkadaşı bunu bildiği halde, o adam ile evlenmek için kör kadın hakkında, patrona iftira attığını söylüyor ve sadece bununla kalmıyor kör kadına bir oyun oynuyor ve onu hırsızlıkla suçluyor.

Dava sonucunda kör kadını idam ediyorlar...

Işıklar kapandı. Ayşe salağı ona söylediğim A"yı bulamamış beceriksizlik göstermişti. Onun  yüzünden de bu iş bana düşmüştü- Bu kısımları ilk kriz yazımda anlatacağım ama şimdi konu o değil.

Neyse ışıklar kapanınca ayşe geldi, ona ensemden mikrofon gibi bişi takması söylenmişti(burada detaya gerek yok) belki başka bişi taktı bilemedim. Bunu daha sonra anlayacaktim. O sırada sümeyyeyi tuttum.

'Telefonunu açık bir şekilde  yanımda bırak, lütfen!' ısrar edince yaptı. Çünki ayşeye güvenmiyordum , bana birinin geleceğini benle konuşmak istediğini söyledi sonra su alacaz sana da getirecez deyip gittiler. Ben beklerken arkamdan Osman geldi:

O - 'Naber?'

Ben - 'Sen kimsin?'

O - 'Tanımadın mı?'

Ben - 'Hımm, sen hangi cesaretle karşıma çıkabildin ki?'

O - 'Telefonunu göster bu sefer ses kaydı yapmana izin vermeyecem'

Gösterdim...Ama o telefonunu eline alıp açtı. Ne yapacağını anladım ama umrumda değildi. Yeterince iftiraya uğramıştım. Ve şunu da anlamıştım. Siz ne anlatırsanız anlatın insanlar inanmak istediklerine inanırlar. Allah o yüzden varlığını ıspatlamak için birşey yapmıyor. Ve sonuçta ben nişanlım dediğim salağa birşeyleri ıspatlarken saldıraya uğramamış mıydım? Artık kimseyi ne inandırırdım ne de uğraşırdım onların bana attıkları iftiralarla. Allah'a havale.com :D

Ve benden size tavsiye, kimseyi bişilere inandırmak için efor sarfetmeyiniz ! Zaman israfı.

Neyse

Ben - 'Söyle A kim?' Gerçi burda söze şöyle başlamıştım: Sana birşey soracam, O gün beni A'ya benzettin, A kim? nerde ?Öldürün mü onu? Yeni bu yazımda bazı yerleri atlayacağım çünki çok fazla saldırdığı kızların ismi var. Olması ve anlatmam gerektiği yerleri yazayım dedim.

O - 'Sen hala orda mısın?, bak seni Sinanla barıştırmaya geldik. Dışardaki salakar plan yaptılar , burda ben sana saldırıyor gibi yapacam sinan içeri girecek , ben sevişiyorduk diyecem, sen inkar edince o sana inanacak ve barışacaksınız, ne kadar aptalca dimi hahahahah' 

Ben - ' Evet aptalca , sen oyunu anlatmasan bile ben anlardım merak etme'

Bu arada saldırdığı diğer kızları isimlerini vererek tek tek anlattı. Bana da o çok merak ettiği Sümeyyeyi nasıl kurtadığım olayını sordu ben de onu anlattım ona...

Ona tek tek sorular sordum ve tek tek cevap verdi. Cemaatlerden tut kendinin münafık bir lut kavmi örgütünden oluşuna kadar anlattı. Ama A'nın kim olduğunu hala söylemiyordu.

O arada bir olayı anlatırken iyice kızdım. Ama belli etmedim çünki hala A kim bulamadım.

Ben - 'Sahi Osman ya ben o gün bişi anlamadım, şuraya yatsana işimizi tamamlayalım, şu hani anlattığın diğer kızın yattığı yere, ama bu sefer ben üstte olacam'

O - 'Senin tadın da damağımda kaldı doğru, yarım kaldı işimiz '

Ben - 'Tamam işte ben zevk felan alamadım hadi sen yat şuraya yüzüsütü şu işi tamamlayalım'

O - 'Heee tabi tabi yatayım da öldür beni dimi, yemezler.'

Evet biliyordum ses kaydı yapmış bu kısmı keserek insanlara gösterecek beni de onunla yatmış biri olarak gösterecekti. Eee ne de olsa dernek para kaybetmemek için bu ses kaydını da halkın arasına  yayamayacak ama osman yayacaktı...Ama bu benim umrumda değildi.

Ben- 'Bana A'yı ver'

O - ' Napcaksın A'yı o senin işine yaramaz. Onu deliler hastanesine yatırldılar. Sana şahit olmaz. Hem bak o kadar ses kayıtları yaptın ama kimse sana inanmadı. Hala bana inanyorlar. Eeee sakalın yok ki inandırasın. Bak bu filmdeki kız gibi seni de astıracam...Benim arkam çok sağlam sen bana bişi yapamazsın.'

Ben- 'Bana herhangi birinin inanması gerekmiyor, bana A'yı ver'

O- 'Hadi bir anlaşma yapalım. Sinan mı ? A mı?

Ben - 'Sinan kendine yeni bir iki yüzlü şeytan gülbin bulur, ne de olsa sokakta gülbinden çok var, ben de zaten unutuyorum, A yalnız bana onu ver'

O - ' Bir şartla, beni öldürmeyeceksin!'

Evet bu kısma sonra gelecem. Bu ana kadar tam iki defa Osmana saldırmıştım. Onlar da A'yı bulmak içindi, öldürmek için değil, belki anlatırım. Ama şimdi gerek yok.

Ben -' Tamam bugün seni öldürmeyecem.'

O -  "Yetmez bana birşey vermelisin'

Ben -'Tamam seni masum gibi gösteririm, hani dedim ya yat yüzüstü sırtına bineyim işte gömleği nerden yırtıldı Hz Yusufun? Hem içeri girdiklerinde bizi öyle görürler seni masum sanırlar'

Böylece bana A'nın kim olduğunu anlattı.  Osmandan istismar görmüş ve anlattığında da deli muamelesi yapılmış bir kızdı. Sinirlerim tepeme iyice gelmişti. Bütün gemileri de yakmıştım.Aniden ayağa kalktım veee..

Ben - 'Seni öldürecem biliyorsun dimi?'

O -' Sen beni öldürmeyecektin hani sen sözünü tutardın?'

Osman aslında beni tanııyordu ben sözümü tutardım.

Ben -'Yooo ben sözümü tutarım. Osman saat kaç?'

O kadar aptal bir şahsiyetsizdi ki niye sorduğumu anlamadı bile.

O - 'Niye sordun ki?'

Ben - 'Hiç merak ettim'

O - '23:45'

Sadece şuna gülmüştüm :)

Hani öldürmeye çalışmayacaktın hani sen sözünü tutardın, derken nerdeyse altına yapacaktı :D 

Ben - 'Ben bugün öldürmeyecem dedim,yarın öldürebilirim :) onbeş dakikamız var iyi değerlendir '...

Onun o korku dolu anları çok hoşuma gidiyordu bu itiraf ta benden gelsin :D

Dipnotlarimdan: Açıkçası burda şuna değinmek isterim, bu tür olaylarda her ne kadar  iftira atan kadın sayısı yok denecek kadar az sayıda olsa da insanlar her konuşan kadına ya iftira atıyor diye bakıyor ya da ona vebalı muamelesi yapıyorlar. Suçluyu gizleyip onun yaşam kalitesini bozmamaya çalışıyorlar ama mağduru ise daha da mağdur etmeye bayılıyorlar- suçlular da bunu bildikleri için daha da cesaretlenip daha fazlasını yapıyorlar, aynı osmanın yukarda yazdığım yazıda beni astıracağını idda etmesi gibi... 

İnsanların bulaşıcı hastalık ile mağduru ayırt edememe körlüğü olduğu düşünüyorum :D Toplumda çoğu insan bunu ayırt edebilecek bir zekaya sahip değil maalesef ve sanırım bu maymunlaşmış erkeklerin evlendiği çocukların neslinin çoğalmasından kaynaklanıyor.

2 Aralık 2022 Cuma

HAFIZA KAYBI!

İşte tüm bu olanlardan sonra ne mi oldu. Bir şekilde bu durumun üstesinden gelmeliydim.Bana ait olanı Osman sapığından almıştım. Şimdi de bir karar verecektik.

Bilgisayarlar ile insanlar arasında çok fark yoktur aslında. Bilgisayarlar insanların beyin yapısından ilham alınarak icat edilmiştir *

Hafıza!

Bilgisayarlarda hard diskleri parçalara bölebilirsiniz. Hatta isterseniz onlara farklı işletim sistemleri yükleyebilirsiniz. İnsanlarda ise tek bir hafıza vardır. Ve anılar cache dediğimiz yerlere atılır. Bilgisayarlardan farkımız çöpümüz yoktur.

Bilgisayarlarda bazen hard diskleri fazla yüklemelerden yedeklere alır ya da parçalara bölersiniz. İnsanlarda bu parçalara bölme olayı çok nadir yaşanır.

İşte benim hayatımdaki enteresan nokta burda başlıyor farkım şu, birden fazla hard diskimin olması yani zeka seviyenize göre hdd alanınız yükselir ve eğer beyninizi yönetmeyi başarabililiyorsanız bunu da gayet güzel başarabilirsiniz. 

Çok kişilikli insanlar vardır hani* onların hard diskleri de parça parçadır ama hepsinde ayrı işletim sistemi yüklüdür.

Benimkine hepsi aynı bilgisayarda aynı işletim sisteminde yüklü idi. Ama parça parça bölümlere ayrılmış hard diskler olacaktı ve hepsinin bir şifresi olacaktı.

  • Biri hayatında hiç Sinan olmayan ve olmamış Zeytuni
  • Biri Sinana mail atmış ve sinanı kızdırmış Zeytuni* sürekli o ana dönüp özür dileyen sarsal dediğim döngü
  • Biri Osmanı dileği meleği ve tuzağı hatırlayan Zeytuni* Osmanın pisliğini ve dileğin kurban ettiği erkek kardeşini hatırlayan Zeytuni
  • Biri Osmanı dileği meleği gülbinin evde olduğunu (gülbin iki tuzak kuran ve iki yüzlü şeytan) sinanın annesini tuzaklarını bilen  Zeytuni
  • Biri de herşeyi bilen, Sinanın ve Osmanın ne yaptığını, ve  Gölgeyi kimin öldürdüğünü bilen Zeytuni* 

Peki neden bölünmüş hard diskim vardı derseniz. Hepsi bir olsaydı o bilgisayarın yapacaklarına akıl fikir erdiremezdiniz, ve onlara bela musallat edecek güce sahiptik ama önce toplum bunu haketmeliydi. Bir diğer sebebi rüyamdaki gri adamla verdiğimiz karardı. O benim için bu durumu kolaylaştıracağını söylemişti işte bu da kolaylaştırma yöntemlerinden birisi idi. Başka bir sebebi daha vardı ama o bende kalsın.

İşin enteresan tarafı, benim sadece hafızam kayıptı , zekadan eksik bişi yoktu, kendimi bu zaman içerisinde çeyrek Zeytuni olarak tanımlamışıtım. Çeyrek porsiyon zeytuninin yaptıklarının hep bir sebebi vardı. 

Bu durumun zararları oldu mu: Eğer zarar diye tanımlarsak , çok fazla insan tölere ettim mesela ama o insanlar kendilerini bi halt zannederken, yapılan her tölere onların gideceği yeri belirledi.

Neyse artık bölünmüş hafızamin zamanı geldiğinde bütün diskleri birleşecekti.

İşte o gün bu gündü
Zetuni yenilenmiş işletim sistemi ile bütün diskleri birleştirdi. Eğer başka bir hdd varsa:) o da birgün şifresi ile muhakkak açılacaktır.