...DEVAMI
Sapık: "Korktun mu " diye güldü. Farkettim ki ben geri adım atınca hoşuna gidiyor. Ve onun da bilmediği bişi vardı bende korku hissi yoktu.
Bazen insanlar beni korkuyor sanır, mesela dönme dolaba binince karanlıkta kalınca, o korku değildi, o hatıralarımın gözümde canlanmasını engellemek için kitlediğim ve dikkatimi dağıttığım korku diye tabir ettiğim onların garipsemesini önlediğini bildiğim bir şekil korku taklidi idi. Yani bende korku yoktu. Ani şoklamalar olabilirdi ama korku yoktu.
O sira sinanin abisi onu tarif etmemi istedi. Ama gölgeden başka bişi göremiyordum. Karanlıktı..işte o yüzden tek ayeti okudum ve bir adım ona doğru attım.Ve..
- Korku? dedim, bence sen kork benden...
Çünki ben ona doğru bir adım atınca durmuştu... Bu da garibime gitti. Yani bana fazla yaklaşamıyordu enteresan, yüzü görünmeye başladı ama buğuluydu tarif etmeye başladım.
- Kumral renkli gözlü benden biraz uzundu, ama bir gariplik var, dedim.
Evet bir gariplik var yüzü buğulu yüzde bir gariplik var. Vücut hareketleri tamam orası gerçek ama yüz? yüz buğulu...Ve kesinlikle kendine fazla yaklaştırmıyor.
Sonra onun sapık olup olmadığını iyice teyit etmem gerektiğini düşündüm:
-Bakın gülbin yan odada odaları karıştırdınız, ben görücüye gelmedim burda onu bekliyorum. Görücüye çıkan Gülbin , ben değilim"
Sapık: "Biliyorum ama ben seni beğendim"
-Ben nişanlı sayılırım sizinle evlenmek gibi bir niyetim olamaz.
Sapık: "Ben evlenmek için değil başka bişi için seni beğendim. Sinanla nişanlı olduğunu da biliyorum. Ama sana öyle bişi yapacam ki bir daha bir araya gelemeyeceksiniz"
O sırada içimden umarım avucumun içine aldığım şu nokia telefon işe yarıyordur diye de sayıklıyordum. Ve umarım abisi kaydı tutuyordur.
-Napcaksın beni camdan mı atacaksın?
Sapık: "Hayır öyle bişi yapacam ki sen camdan kendin atlayacaksın, daha önce atlayan oldu" diyerek arkasından bir kahkaha bastı.
Onun ağzından ne yapacağını alırsam, yapmadan kurtulduğumda veya onu öldürdüğümde nefsi müdafa olacaktı.
-Tam olarak anlamadım ne yapacaksınız ki?
Sapık : "Sen de gerçekten tam bir bakireymişsin, tecavüz tecavüz, bir dakka sen kimle konuşuyorsun ?"
Ben ona adım attığımda geri doğru giden biri nasıl tecavüz edecekti. Ve yüzü neden buğuluydu. Belirli bir mesafeyi koruyordu enteresandı!
Sinanın abisi, sinanla konuşuyorum dememi istedi.
Telefonu aldı. Sinanla konuştuğunu düşünerek başladı: "Şimdi bu bakireye öyle bişi yapacam ki sen de dinleyeceksin kapamayayım bari ... birbirinizi bir daha hiç göremeyeceksiniz... " gibi laflar etti. Al telefonu , dinlesinler zaten işimize gelir dedi ve telefonu verdi.
Kapıya doğru koştum. Gülbinle dileğe seslendim, söyledikleri aynen şu oldu.
"Ay hayatım merak etme azcık acır sonra zevk alırsın, biz yaşadık bu tarz şeyleri çok zevk veriyor sen de yaşa, hem sinan bakire bir kızı haketmiyor, o bakir değil ki " gibi laflar atarak kahkahaları bastılar. Bu arada kapıda gülbin ve dilek bu lafları söyleyip gülmelerine eklemem gerekir ki, bu olacakları planlayanlar sadece onlar değildi, yavuzun karısı melek ve sinanın annesi bu planın içindeydi...
Neyse, ben kapıya sağ kolum dayalı ona doğru baktım, o kendinden emin adımlar atıyordu ama bu eminlik kibirli bir duruşun eseriydi. Vee evet sapık buydu. Ama aynı kişi miydi? Bilmem gerekiyordu.
-Telefonu açık tutmama ve seni tarif etmeme izin verdiğine göre güvendiğin bir durum var, dedim.
Güldü. Sonra davayı çaktım tabi.
-Maske takıyorsun?, dedim.
Sapık: "Ooo diğer kızlar göre zeki çıktın?, diğerleri anlamamıştı." İşte diğerleri dedi. Eğer sayı da tutarsa evet bu oydu kızlara arkadan saldıran sapık. Önce sevgilileri gibi görünen öpen ve sonra arkadan saldıran sapık.
Sonra onları paranoya veya psikolojik hasta diye adlandıran sapık!, tam karşımda duruyordu.
- Kaç kızdan bahsediyoruz?"
Sapık : "Beş"
Evet tam da oydu, ve karşımda duruyordu. Şimdi onun maskesini düşürme zamanıydı, bunu başka bir zamana ertelemem mümkün değildi. Veee onda bana ait birşey vardı, almanın zamanı gelmişti.
*Olanları yazarken sır gibi saklayacaklarım olduğundan bazı yerleri atlıyor olmam bu olanları doğru anlatmadığım anlamına gelmiyor. Gerekli ve duyulabilecek yerleri anlatıyorum demek oluyor. Bana ait olan neydi çok ta yazılması gerekmiyor.
-Yaklaşsana neden yaklaşamıyorsun? Farketmiştim ben kafamı ona doğru eğince yüzü daha da beliriyordu. Ama bana dokunamıyordu. Garip. -Masken nasıl bir maddeden yapılma ki ? diye ekledim.
Sapık çok havalı ve kibirli konuşuyordu. Şu yamuk ağız konuşanlar olur ya ondan. Ego tavandı yani kendini ıspatlama iç güdüsünü sezebiliyordum. Evet zayıf noktası challenge idi. Türkçesi gelmedi bak aklıma :) Zayıf noktasını yakalamıştım . Ama daha sonra o da benim zayıf noktamı yakalayacaktı kontrolsüz "Merhamet!".
Ama bilmediği bişi vardı. Merhametimin seviyesinde, onun gibi birine karşı acımasız olabilirdim.
Ben tam onun zayıf noktasını yakalamışken birden dolaptan bir çocuk çıktı!
....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder