Evet biraz zaman sonra, gülbin sinana benimle tanışmak istediğini söylemişti. Bu durumdan hoşlanmadığımı sinana söyledim. Ama yine de ısrarı üzerine kütüphaneye gülbinle tanışmaya gittim. Gülbinin köle arkadaşı hacer de oradaydı.
Daha sonraları hacerin türkiyedeki nişanlısı hakkında söylediklerini duyunca aslında gülbinin karakterinde başkalarının sevgililerini ve kocalarını ayartma isteği olduğunu farkettim. Bu şekilde kendi egosunu mu tatmin ediyordu artık orasını bilemem. Hacerin sevgilisi , hacere ulaşamazsa bir numara istemiş hacer de gülbininkini vermiş.
Birgün güya gülbine çok güzel olduğuna dair bir mesaj attığını bana gururlanarak anlatmıştı. Ve o çocuk eğer kariyerli olsaymış aslında haceri hiçe sayabilirmişin şakasını bile yapmıştı.
Neyse gelelim tanışmaya, hacerle gülbinin olduğu masaya doğru geldim. Gülbin diğer kızlar gibi beni aşağılayıcı bakışını yapıp hacere dönerek, bu mu yani o kız bu mu ? Ama bunu duyabileceğim şekilde özellikle yapıyorlardı. Bu sefer susmadım. Hayırdır :) diye güldüm.
Gülbin "Ay yok canım ben böyle ahım şahım süslü püslü bişi beklemiştim de " onlara göre makyajlı ve kırıtık olmam mı gerekiyordu.
Evet makyaj yapmazdım.Ben sadece kendimdim. Hala da makyaj yapmam tek eklediğim göz kalemlerim o kadar... Zaten makyaj bende hiç güzel durmuyor :D
Aslında gülbinin o hareketinden bile belliydi ama ses etmedim.
Sonra gülbin bana sinanın kütüphaneye aslında uğradığını söyledi. Güya beni gaza getirecek. İlk entrika buydu. Tutmadı. Ve ardı arkası gelenler... Sonra gülbin çabaladıkça sinanın ona yüz vermemesi iyice zaman kaybıydı. Gülbin ve sinanın annesi bu şekilde amaçlarına ulaşamayacaklarını sanırım anlamışlardı.
Bunlar olurken. Sapıkla ilgili başka bir gelişme meydana gelmişti. Bense hedef olan kızlara ulaşmaya çalışıyordum. Birinci hedef kesinlikle gülbin değildi hacer değildi...Melek hiç değildi... Sonra farkettiğim birşey oldu. Bu kızlar hayal gördüklerini zanneden kimseye konuşmayan ve hayal gördükleri için yardım almaya gidenlerdi. Ama hepsinin gördüğü hayal aynıydı. Garip olansa buydu kızlar birbirini tanımıyor ama gördükleri hayal aynı nedense. Ve iki kişinin gördüğü yüzse yugoslav bir çocuğu hedef gösteriyordu. Yani yavaş yavaş türkler ve yugoslavlar arasında bir kavga patlayabilirdi. Hem de bosna hersek savaşı arkasından böyle bir patlak savaş çanını çaldırabilirdi. Sonuçta bosna hersek savaşı da böyle başlamadı mı? Tramvayda bir hirvati boşnak bir kıza tecavüz etti diye boşnak gençler darp etmiş, kavga büyümüş ve bir savaşın içine doğru girmişlerdi.Şimdi sanki benzer senaryo ile ortalık karışıyordu.
Olayın çok basit bir tecavüzcü olayı olmadığını farkedince, sinana gülbinin saçma hareketlerini anlatmadım. Gülbin benim dışarı çıkma biletimdi. Ve entirkaları ile hiç te alakadar olmuyordum. Varsın sinan onlara inansın o zaman beni sevmiyor demektir dedim geçtim. Benim ilgilenmem gereken büyük bir mesele ortaya çıkmıştı. Neden bu olayın kulağıma geldiğini yavaş yavaş anlıyordum.
Sonra gülbin bana sürekli , sinan görücü usulü benle görüştü bence sen de görüş birileri ile diyordu. Ben sadece gülerdim dimi ama derdim.
İşin enteresan tarafı güya sinan beni ona emanet etmiş bu nasıl bir akıldır mantıktır ey amip kafalı sinancık aceba! Sen görücü usulü tanışıp arkadaş olduğun kıza evleneceğin kızı mı emanet ediyorsun. Ya safsın ya da ayrılmaya yer arıyorsun.
Neyse, asıl olan şuydu. Osman Dilek Melek (yavuzun eşi olan) ve Gülbin+Sinanın annesi bir şekilde karar alıyorlar. Akılları sıra bana dersimi verecekler. Melek neden içlerinde derseniz o başından beri benle zaten bir iki uğraştı ama başaramadı, aynı benim ev arkadaşlarımın uğraşması gibi işte, onları da bilahere anlatırım. Veee büyü yaptırmaya karar veriyorlar. Buldukları bir büyücüye yani şarlatana ki bu Osmanın ahbabı, yüklü miktarda parayı da basıyorlar.
Gülbin zaten büyücülerde gezen bir tip, sinanın annesin de öyle olduğunu duydum. Önce melek dilek ve gülbin tanışıyorlar arkamdan benimle ilgili söyleniyorlar, ve bana güya ders verecekler , neymiş sinanla nişanlıymışım türklerin arasında kraliçe gibi dolanıyormuşum. Ne kadar enteresan, ama kraliçe olduğumu bilmişler ne yalan söyleyeyim :D Bozuk saat bile ömründe bir kere doğruyu gösterir. Tabi benim kraliçeliğim sinanla sevgili olmam ya da artık nişanlı ne derseniz ondan olduğumdan dolayı değildi bir onu bilememişlerse demek ki :D
Onların böyle düşünme sebebi ise şu:Bu tarz kadınlar, varlıklarını sadece bir erkekle oluşturabilirler. Hani ünlü filozof demiş ya : Düşünüyorum öyleyse varım diye. Bu tür kadınlar da: "kocacım var öyleyse varım" modundalar :D Düşünecek beyin yok demek ki...
Ve böylece o şeytanlar tek başlarına beni alt edemeyeceklerini anlayınca, birleşip şeytancıklar kulübü niteliğinde ince ince görevlerini yapmak için kolları sıvamışlardı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder