Gülbin kapının önünde yalvarıyor:
"Nolur gel tek başıma durmayayım, çocuk çok iyi diyorlar, bak senin sinanın var , ben de evlenmek istiyorum yardım etsen nolur sanki , tek başıma girmek istemiyorum"
"Hayır gülbin tek başına git"
O sırada kendini dileğin annesi olarak tanıtan şahıs geldi ve kolumdan çekerek içeri soktu beni.
Naptıklarını anlayamıyordum bu ne ısrardı. Bir türlü ellerinden kurtulamıyordum.
Gülbin tekrarladı.
"Lütfen nolur bak senden istediğim küçük bir yardım işte"
"Çok kısa duracaz hemen kalkacaz , beni almadan sakın burdan çıkma anladın mı?"
"Tamam söz" diye tekrarladı. Benim bu tembihlerin hiçbir anlamı yoktu ki gülbin tezgahın has şeytanı idi. Türkiyede okurken yurdundaki kız boşuna intihar etmemişti. Yine aynı senaryoyu gülbin aslında tekrarlıyordu. Annesi boşuna onu anaannesinin yanına postalamamıştı. Gülbinin adı şarlatanın biri ile çıkmıştı. Gülbin büyü yaptırmaya sürekli birine gidiyordu. Babası ölsün diye büyü, türkiyedeki üniversitede kıskandığı sevgili çifti ayırmak için büyü ve o kızın intiharı...Yani gülbin ilk defa bunu yapmıyordu.
Hatta bir ara kendi ağzından muhoya büyü yaptığını bile kaçırmıştı bana. Neymiş sigara yakıyormuş üzerine ayet okuyormuş muho onu aramak için yansın tutuşsun diye.
Neyse, eve girdim hali ile. Sofra kurmuşlar otutturdular önümde bir çorba ve sırada dilek konuşuyor. Babacım bu sana bahsettiğim sinandan ayrılan kız arkadaşım. Sinanı unutmak istiyor da biz de ona yardımcı olacaz. Bir gariplik vardı. Döndüm:
" Böyle birşey yok. Biz ayrı değiliz ki nerden çıktı?, Gülbin de tanır onu az önce mesajlaştım hatta."
Gülbin sadece güldü . "Az önce ayrıldın haberin yok" diye mırıldandı. Sonraları anlaşılıyor ki , biz o sofraya oturmadan önce sinan buna mesaj atıyor, benimle nereye gittiğini soruyor. Gülbin de , benim sinanın görücü usulü gülbinle masaya oturmasının intikamını almak için görücü usulü biri ile görüşmeye gidiyor olduğumu söylüyor. Güya beni ısrarla vazgeçirmeye çalışıp, yalnız bırakmyormuş başıma bişi gelir diye. Vay sen iyi kıza bak. Kastettiği ayrılık ta buymuş.
Neyse, çorbalarımız geliyor.Dilek çorbama bişi kattı baharat kutusundan getirmiş güya baharat unutmuş ta onu katıyormuş bir de bana sormadan birden kattı. Çorbadan bir kaşık alınca besmelemle birlikte durumu farkettim. Bu evden çıkamıyorum, çorbada bişi var muhtemelen tansiyon düşürecek o yüzden bol tuz katmalıyım , ve hemen tuza yüklendim. Ve bu tuz gerçekten işe yaradı, sonra anlatacağım...
Gülbini dürttüm, çabuk görüş çıkalım diye. Çorbayı da bitiremeyeceğimi söyledim. Çok ısrar ettiklerinden bir kaşık daha aldım. Ama sanırım konuşmalarım yavaşlayınca sofradan kalkmaya karar verdiler. Dilek:
"Gülbin sen şu odaya git, çocuk gelecek senle tanışmaya"
Bana da çantamı başka bir odaya koyduğunu söyledi onun üzerine benden birşey istedi. Kız kardeşinin odasında duvarlara asılı ayetler varmış. Kız kardeşi çok sorunlu biri imiş ben arapça okumayı biliyormuşuım duvarlarda yazılanlara bakabilirmiymişim . Önce hayır dedim. Çok yalvardı. Kardeşi iki defa intihara kalkışmış çare bulamıyorlarmış kimseye de söyleyemiyorlarmış. İyi dedim bir bakarım. Odaya girmeden önce ayetel kürsi okudum, odada duvara asılı bişiler gördüm. Evet dedim asılı... O sırada çok halsizdim odaya adımımı atar atmaz ayaklarım kitlendi, çorbanın etkisi başladı dedim kendi kendime, ama konuşmakta zorlanıyordum. Dilek orda beklememi söyledi zaten söylemese bile kımıldayamıyorum. Aklıma son anda ayetel kürsi geldi Okudum , ellerim çözülünce Allah"ım napcam dedim aklıma sinana mesaj atmak geldi: "Sinan! gülbin beni dileğin evine getirdi, bir odadayım kendimi hapiste gibi hissediyorum hareketlerim kısıtlı buraya gelip beni alır mısın hemen acil!İ
Tam gönder tuşuna bastım. Sinan aradı. Ama bir bağırıyor bir bağırıyor, neymiş gülbin ona bütün gerçekleri anlatmış, ben ondan intikam almak için görücüye çıkmışmışım.... gerisi kulaklarımda çınlıyor. En son attığım mesajı almadın mı dedim sadece ama telefon yüzüme kapandı. Sonra tekrar aradı. Oyunun ortaya çıkınca mesaj mı attın dedi. Artık sinirim tepeme gelmişti. Aptal mısın sen? Mesaj hangi dakikada gelmiş baksana? sinan kilitliyim burda gelmen lazım sonra neye inanırsan inan, hapiste gibiyim gel kurtar ...Dememe kalmadı, amip kafalı sinanımız bunu anlamakta zorluk çektiğinden bana:"ağaca nasıl çıktıysan öyle in , yani oraya nasıl gittiysen öyle çık ben seni almaya felan gelemem" dedi ve kapadı.
"Ben o ağaca nasıl çıktıysam inmesini bildim. Kolum bacağım kırılmadı ama sağol kalbim baya kırıldı" işte beni ilk barıştırmaya çalıştıklarında sinana iletirsiniz dediğim mesaj buydu. Ve yine burda yazılı kalsın.Gerçi olayın sıcaklığı ile kalp kırıklığı demişimdir. Yoksa bir amip kafalının kalp kıracak kadar değeri olamaz! Sakın sinana da oraya beni kurtarmaya gelmedi diye kızdığımı sanmayın. Dahası var bu odadan fazlası...
Neyse O da güya ben görücüye çıktım diye melekle yavuzun çağırdığı partiye gitmiş , melek onu öpünce karşılık vermiş tabi yavuz bunları basmış...O gece bizim amip kafalımız bunları yaşıyor hali ile...
Dilek o sırada bana baktı. Naptığımı sordu. Sinanla konuşuyorum gelip beni alacak adresi verir misin dedim, aslında telefon çoktan kapanmıştı ben adresi almaya çalışıyordum en azından elim giderse polisi arar adres veririm diye. Ama dilek bunu duyar duymaz kapıyı kapattı. Tam o sırada telefonum yine çaldı kayıtlı olmayan bir numara ama açtım, sinanın abisi :
"Ben sinanın abisi ses kayıt cihazını sormuşsun, ne zaman lazım getireyim"
Sesimi kısarak: "Abi, ses kayıt cihazını hemen aç telefonu hoparlöre al sesini aç, gülbin beni dileğin evine getirdi, sinan bana inanmıyor , az önce dilek kapıyı üzerime kitledi, burda ne olacak tam emin değilim ama sesleri kaydetmen lazım hemen!" bunları söylerken odanın kapısını yokluyordum arkamı döndüm cama doğru gidiyordum, tabi abisi de aynı şeyi tekrarlıyordu. "Hemen ordan çıkmanın bir yolunu bul, hemen cama bak ".
"Polisi arayın hemen, dileğin adresi biliyor musunuz hemen arayın iletin!"
Abisi tembihlerde bulunuyordu. Oralar tam hafızamda değil açıkçası ama hatırladığım kadar ile bu odada başka bir vukuat daha olmuş mu ne... Birini görürsem kesinlikle arkamı dönmememi söyledi. İşte tam o anda aradığım sapıkla yüzleşeceğimi anladım. Abisine bana neden söylemedinzi ben onun peşindeydim dediğimde, nasıl yani ? sen bizden misin dediğinde HAYIR değilim diyerek boynumu kontrol ettim. Kolyem? Kolyem yoktu. Neyse yine de bunu halledebilirdim...
Cama doğru gittim, çok yüksekti atlamam gerekirse atlayamazdım ama atabilirdim. Telefon elimde tam arkamı döndüm ki biri karşımda duruyor.
"Artık çok geç!,biri geldi"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder