Koşar adım eve geri döndüm.
Hepsi toplanmış konuşuyorlardı. Sinanın abisi sinana söyleniyordu, bunu ancak evlenerek çözersiniz diye.
Araya girdim: 'Ben bir tecavüzcü ile evlenmem!'
Gölge ordan seslendi: ' Zeytuni ben seninle evlenirim.'
İç sesim çok kızmıştı özellikle de gölgeye... Bu ne ya ? Ben mal mıydım? Tecavüz saldırısına uğrayan bir kadın illa biri ile sırf bu yüzden evlenmeli miydi? Bu nasıl bir zihniyetti. Sanki bozuk mal olmuşum da satılığa çıkmışım.
Ben:'Saçmalıyorsunuz, sırf bu olay oldu diye evlenecek değilim' dedim. Ve ekledim 'siz neyin kafasını yaşıyorsunuz.'
Sonra gölgeye baktım:'Sen gölge misin?'
Gölge bunu onaylayınca, Osman ordan zıpladı sendemi ses kaydı diye ekledi ve ona doğru yürüyecekken, Gölge onun Osman olduğunu öğrenince, o da ona doğru ilerledi ve 'Hain' diye sinirlenerek Osmana seslendi, birbirlerine giriştiler.
O sıra gözümün önüne gelen gölgenin düşüşü nedeni ile bu durumu durdurmam gerektiğine karar verdim.
Bağırdım: 'Durun durun... Ses kaydının nerde olduğunu söyleyecem durun!' diye.
Gölge: 'Hayır zeytuni , sana deli diyecekler deli demelerine sakın izin verme!' Gölge ses kaydındaki 'Ben kraliçe salina' diye seslendiğim yerden bahsediyordu. Polise orası kesik verdiklerini anlamıştım.
Sonra Osman benim tedirginliğimi farkedip:' Söyle yoksa onu atarım' diye tehdit etti.
'Söyleyecem ama Gölge bana doğru gelecek anca söylerim' dedim. Gölge birkaç adım bana geldi camdan uzaklaşmıştı. Osman yeterli olduğunu söyleyip beni durdurdu.
Hatırlarsanız 'Hacker' adlı yazımda bir hackerdan bahsetmiştim ve kendi sitesini yapıyordu. Aynı zamanda Mit tarafından aranıyordu , eğer bir delil olursa onu hapse atacaklardı. Aklıma hemen o geldi. Veee
Ben:'Ses kaydını Hackera gönderdim, şu şehirde ve onun bir sitesi var hackerinsitesi.com oraya da kopyasını yükledim' dedim
Osman:'Adresi tam ver' dedi.
Ben:'Adres ajandamda eve gidince ajandamdan bakarım söylerim, aklımda adresi nasıl tutayım. O zaten tanınan biri şehir de küçük bir şehir bulursunuz muhakkak' dedim.
Gölgeye döndüm:'Hadi gidelim burdan ne istiyorlarsa alsınlar söyledim işte yerini bırak naparlarsa yapsınlar isterse deli desinler boşver' dedim.
Böylece Osman bana inanmıştı.Ses kaydı çantamdaydı ama ben onu daha sonra başka biryere koyacaktım...
Gölge gülümsedi, bana baktı:' Benimle evlenir misin? Zeytuni, seni seviyorum!' dedi.
İşte o an evlenmek isteyişini beni bozuk mal olarak görüp te satıştayım babında olmadığını anladım. Gözleri çok güzel bakıyordu, ilk defa birinin beni sevdiğine inanmıştım.
Ben:'Evet evlenirim, hadi gidelim' derken cümlemi tamamlamama kalmadan...
Gülbin:'Sen onunla mı evleneceksin? Buna asla izin vermem' dedi ve iki kolunu iri açarak gölgeyi sardı ve gölgeyi iterken Osmana seslendi ' O herşeyi biliyor yardım et atalım' dedi, Osman Gölgenin kolundan çekti..
Gülbin daha sonra bunun bir kaza olduğunu söylese de inanmayın, çünki Osmana bu seslenişinden bile onu öldürmeyi planlı yaptığı ortadaydı.
O sırada ben saniyelik gelişen bu olay karşısında elim Gölgeye doğru tutsun diye uzanmış, atıyorlar seni diye seslenirken ona bakıyordum, gözleri o kadar güzel bakıyordu ki sanki çok huzurlu güzel birşeye bakıyor gibiydi, cenneti mi görüyordu bu Gölge?
Bu yazıdan sonra onunla daha önceki konuşmamızı yayınlamaya karar verirsem yayınlarım. Ama şimdilik bende kalsın.
O sırada Sinan ve abisinden müdahele etmelerini beklemiştim ama hiç bir hareket yoktu.
Onların onu camdan atış anı ile, etrafın kararması aynı anda olmuştu, ve kendi dünyamda onu kurtarma çabam devam ediyordu. Sesler duyuyordum...
Gülbin: 'Eğer benim onu öldürdüğümü söylerseniz , sinanın ve osmanın tecavüzcü olduğunu anlatırım. Hepimiz aynı şeyi söylersek, zeytuni ne derse desin inanmazlar, onun için delirdi deriz ya da onu öldürdü ya da intihar etti deriz...' gibi laflar ediyordu.
Sinan: 'Onu da öldürecek değilsiniz herahlde... ' gibi şeyler diyordu. Ya da abisi diyordu tam emin değilim. Onlar bir karar vere dursun...
Gözlerim yavaş yavaş açıldı karanlıktan çıktım, ellerime bakıyordum:'Bu eller kimin? Ben kimim?'
Sinanın abisi bana baktı, kim olduğunu bilmiyor musun?dedi. Ben devam ettim: 'Kimim ben? Ayna verin kimim diye bağırmaya başladım.'
O an tek hatırladığım vücudumun bana çok yabancı oluşuydu. Gerçekten kim olduğunu hatırlamıyordum. Aklımda kalansa ellerime bakışımdı...Herşey herkes çok yabancıydı. Koca bir çığlık beynimin içindeydi, beynim yanıyor gibiydi...Burda olan bazı yerleri anlatmayı atlıyacağım, zaten önemli kısımları yazıyorum.
Sonra çıkışa doğru ilerlemeye çalıştım..Ama o sıra aklıma bişiler geliyordu. Hafızam ne kadar süre kayıp kaldı ve nerdeydim tam emin değildim.
Osman keyiflendi:'Heh işte işe yarar bişi, bırakın böyle kalsın siktirip gitsin yolda bişi olur kurtuluruz işte' dedi.
O sıra aklıma Gölge geldi, hafizam sondan başlayarak anımsamalar yaşıyordu, onu düştüğü yerde görmeliydim nerdeydi?
Sinanın abisi sesleniyordu:'Öldü o' diye. Bense hayır diye sayıklıyordum ölmedi.
Sonra ilerledim kendimi sokakta buldum, yürümeye devam ederken Sinanın abisi geldi:'Zeytuni çantanı ver bakmam lazım ses kaydı nerde hepimizi öldürürler yoksa' gibi laflar etti.
Her sorusuna, sadece 'bilmiyorum' diye cevap veriyordum.
Sinanın abisi ses kaydını çantamda göremeyince şaşırdı. Kendi gözleri ile onu çantama koyduğumu gördüğünü söylüyordu. Sonra onların yanına doğru ilerledi o ilerlerken ben ambulans seslerini duydum... Oralar hala bende bulanık. Hatırladığım birkaç yer var ama yazmaya gerek yok. Zaten gerekli yerleri yazdım. Ve emin olduğum şeyleri yazdım.
Gülbin ve Osman Gölgeyi öldürmüştü. Sinanın abisi, sinanın tecavüzcü olduğunu saklamak için onların tarafına geçmişti. Ve orjinal ses kaydının peşine düşeceklerdi... O sırada Viyanada türk kızlarına saldırdığı idda edilen yugoslav sarışın çocuğu karşıma çıkardıklarında, şahitlik ederek onun sapık olmadığını ıspatlayacaktım.
Ve bundan sonra Mit te işin içine girecekti. Çünki hackerın peşindeydiler. Uzun soluklu bir dönemden sonra ses kaydının mitin eline geçmesini sağlayacaktım.
Peki onlar ne yapacaktı? Doğru olanı mı? Yoksa onlar da cemaatler, dernekler, türkler, solcu-sağcı partiler, atatürkçüler gibi adları çıkmasın diye içlerindeki pislikleri saklayıp koruyacaklar mıydı?
Peki bilmez misiniz ki, içerde bir hain varsa onu içeri sokan başka hainler de vardır.
Ve bunu temizlemenin tek yolu adınızın çıkacağını bile bile içinizdeki haini cezalandırmaktır! Eğer cezalandırmazsanız aforoz etmezseniz siz de onunla aynı kefede İnşaallah yanacaksınız! Çünki bu sessiz kalmaktan öte bu haini savunmaktır. Siz öyle yaptıkça onlara içinizde saklanacak kabinet açıyorsunuz ve onlara hizmet ediyorsunuz.
Ama gölgeyi kaybettim diye onlara da kızacaktım. Çünki ben demiştim, tek başıma çalışırım yanıma kimseyi göndermeyin! ve sizden değilim diye, beni dinlememişlerdi. Yardım istersem çağırırım demiştim. İşte Osmana söylediğim ses kaydının yanlış yeri ile ben yardım çağırmıştım. Osman hackerın peşine düşecek, o hackerın peşine düştü diye Mit osmanın neden hackerın peşinde olduğunu araştıracak, ses kaydı ne ki diyecekti alın size yardım çağırmak!
Neyse olan olmuştu. Gölge camdan düşerken, ona engel olmaya çalıştığım bir an vardı, ama detayları yazmaya gerek yok. Son hatırladığım, dünyanın en güzel şeyine bakıyor gibiydi, cenneti görüyordu herhalde!
Mezarını görmediğim için hala yaşadığına dair düşünceler bazen aklıma düşmüyor değil. Bir iki rüyamda konuşmuştum hatta. Unutmayın ki ölenlerin yakınlarına ölen kişinin yüzü gösterilir. Benim son gördüklerim farklıydı hatta bir yerde hayal meyal onunla birlikte düşüş anım var… Ama buraya herşeyden net olarak emin olduğum anıları yazıyorum. Diğerleri bende kalsın.
Farklı bir açıdan bakacak olursak-Eğer yaşıyor ve beni diğerleri gibi yalnız bırakıp kolay yolu seçtiyse, o da kalıbının adamı değilmiş der geçeriz :D
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder