KENDİME NOTLAR - 6 EVLİLİK TEKLİFİ Mİ?

  Bir kahveyi beraber dışarda içmek haricinde, her erkek gibi aklına yapabilecek güzel sosyal aktiviteler gelmeyen Sinanımız tutturdu yok elimi tutacakmış yok öpecekmiş... 

Benim inançlarım baya kuvvetliydi. Hayır efendim yapmam, birinin elini tutup öpüşeceksem sevişirim de ...Ya hep ya hiçtir bende. Eee sevişmeyeceğime göre neden flörte dokunuşları ekleyeyim mantıksızdı.

Neyse, bunun konuşmasını defalarca yaptık. Bende tık yok. Konuşuruz gezeriz bakarız anlaşıyor muyuz vs sonra evlenmek istersek karar verir evleniriz. Cinsellik hayvansal bir duygudur illa ki sevdiğin biri ile çekim ve arzu duyduğun biri ile olacaktır. Sen sosyal olarak vakit geçirirken arzu edip etmediğini anlarsın zaten.

Her neyse, bizim kütüphanede çalışma odaları vardı. Gruplar için özeldi. Gidip anahtarı alıp orda grupça çalışıyordun. Ama bizim türk kızların bazıları ödevlerini yaptıracakları sevgilileri bulmuş o odalarda ayşegülün yaptığını daha rahat yapabiliyorlardı. 

Melekle yavuzun fingirdeşmeleri orada olurdu ve bunu herkes bilirdi. Meleğin ödevleri yavuz yapardı, sınavda da kopya verirdi.

O tanıştığımız laboratuarda, Sinan daha sonra bana ödevimi yapmayı teklif etmedi değil, etti. Ben balık isteyen değil balık tutmayı öğrenmek isteyen biriyim bunu anlaması gerekiyordu.

Yine neyse:) yazacak çok şey var dimi. Daha durun Meleğin kazıkları yalanları, dilek(büyük başörütlü gruptan) esra eminenin yamukları... hepsi geliyor.

Şimdi bu meleğin kardeşi beni o çalışma odalarından birine çağırdı. Sonuçta sinanla görüşüyorduk. Grubun içine dahil etmeye karar vermişlerdi. Odaya girdik dersimizi çalışıyoruz sinan geldi , bir baktım herkes çıktı. 

Sinanın görüşüne göre ben insanların içinde yaklaşmıyormuşum yalnız kalırsak yanaşırmışım. Denedi olmadı :) ben böyle yapamam o zaman ayrılıyoruz dedi. İyi dedim ayrılalım. Evet ben gidene saygı duyarım. Sebebi belli cinsellik isteyen biri ve ben istemiyorum. Anlaşamayız bu konuda...

Gitti. İçeri meleğin kardeşi girdi. Bana sormaya başladı. Nasıl sevgili olunur onu anlatıyor. Benim hiç sevgilim olmadığından bilmiyorum. Ama bende kural bellidir ya hep ya hiç...Ve o cümleleri kurdum : Sevmek için dokunmak şart mı? Sinan onu sevmediğimi düşünmüş...

Bazen bir göl kenarı, bazen nehir kenarı, bazen sadece öyle basit bir caddede yan yana yürür sohbet edersin bazen havadan sudan olur, ya da sohbet etmezsin susarsın,,, Ve evet birinin yanında susabiliyorsan ve o susmak garip gelmiyorsa o senin için dünyanın en samimi insanıdır. İlla konuşmak dokunmak gerekmez. 

Meleğin kardeşi sordu sinanın neyinden hoşlanmışım: Aslında evet neydi? Onu rencide etmişlerdi bir merhamet oluşmuştu bende ve onun bana değer veren davranışları hoşuma gitmişti. Ders anlatmasını severdim mesela...

Birden Sinan girdi içeri, Noldu dedim hayırdır ? Ayrılmadık mı niye girdin içeri ? ... Bana yarım bıraktığı ders anlatması kalmış mış .. onu anlatacakmış.

Eee anlat o zaman. Anlatacağı ders Matematik*1 evet bu basit sınavı ben son dönemimde, soruları çözerken beynim zonklayarak ve burnumdan akan kanların kağıda imza atması :) ile verdim. Sebebini son yazımda yazacağım. 

Anlatıyor dinliyorum... bir yerde benimle evlenir misin ? dediğini duydum. Şaşırdım. Yok artık deliriyor muyum? Gayipten ses mi duyuyorum. Duraksadım. Bakıyor bana ...Eee diyor.

"Az önce ben ne dedim" demez mi?

Durdum desem ki böyle dedin, bu kız hayal görüyor diyecek. İyice evlilik manyağı oldu der vs... Yok dedim ben kendim duydum onu.

"Şunu şunu dedin" Kitapta yazan bir yeri söyledim.

"Öyle mi?"

Tekrar anlatayım o zaman dedi. Baştan geçti yine oraya geldi yine söyledi. 

Mırıldandım." Ben delirdim sen beni terketmekle iyi etmişsin"

Güldü " Ne dedim ben az önce tekrar et dedi"

Kitaptan okudum.

Hadi söyle bir gariplik var deyince. Kızma ama sen ders anlatıyorsun ben başka bişi duyuyorum dedim.

"Dur bakalım" deyip yavuzu içeri çağırdı.

"Ben ders anlatıyorum ... başka bişi duyoyormuş. Bir kayıt yapsana o da görsün eğer duyduğu şey kayıtta olmazsa psikolağa gidecekmiş" dedi.

Yavuz kayıta alıyor. Yine söyledi. Yavuzun yanında melek duruyor. Kameraya döndüm. Bakayım mı dedim. Yavuz güldü , duyduğun doğru diye. 

Baya şaşırmıştım gerçekten beklemiyordum. 

Olur dedim.

Melek! zaten var olan kıskançlığına, işte bir yenisi eklenmişti. "Kıza bak bir ay geçmeden evlenme teklifi aldı. Sen hala dur yavuz dur "

Yavuz " Sen de onun gibi ol sen de al o teklifi" Bir erkeğin sevgilisine söyleyeceği en aşağılayıcı cümledir aslında. Ama melek kendi varlığını sadece bir erkekle var ettiğinden yani karaktersiz utanç verici bir kadın  olduğundan bunu hazmedip , yavuza değil bana diş biledi.

Ve o güzel rotring kalemim, bizim o odadaki anımızın hatırası olarak saklı kalmıştı. Tabi sinan amip kafalısı bir emanete sahip çıkabilseydi!

Sinan: " Sana dokunmadan yanında olmak çok zor, evlenene kadar karşına çıkmayacağım" dedi ve gitti.

Kafamda soru işaretleri başladı. Önceden Sinana, hiç türkiyeye şu şu vakitlerinde gitmiş miydi diye sormuştum. Hayır demişti. Sapık kimdi? Birisi sinanı tarif etmişti. Sapık sinan değildi. Hayır odada saldırmadığı için değil! Çünki kapının önünde insanlar varken ve içerde bizim olduğumuz bildiklerinden saldıramazdı. O değildi. O Türkiyede değildi, yani, o anlattığım almanca kursu evindeyken o Türkiyede değildi.

Kızlar içeri girmiş Hayırlı olsun diyorlardı. Peki ya ben, kalemi döndürüp kafamda deli sorularla takılıp kalmıştım. Biliyordum bir görüntü gözümün önünde Sinan kafasını duvarlara vuruyordu, peki Sinan o sapık değildiyse neden o görüntüde bir tecavüzcü gibiydi. Evet evlenme teklifinin hayal mi değil mi olduğunu ayırt etmekte zorlanmış olabilirim. Ama bu görüntüyü bilirim. Uyanıkken rüya gibi... Ve size işarettir. Birşeyler olacaktı. Ve ben şimdi başlıyordum! 

Neyse dedim içimden, kızlara baktım teşekkür ettim ve düşündüm.

Sinanla bu duruma nişan diyerek bahsedelim, iyi olmuştu aslinda sapık için tam hedef olmuştum. Artık sadece bekleyecektim...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder