KENDİME NOTLAR-7 OĞLUNU DA AL GİT

Sinan kütüphaneye zorunlu kalmadıkça uğramayalım kararını güya almıştı. Sanırım sinan sapık olayından sonra benim kütüphaneye uğramamı istemiyordu. Peki ben sapığı nasıl bulacam ki? Son görevimse ölümünedir bu durum, peki neden sinan kafasını duvarlara vuruyor ki görevim bitti de öldüm mü?... Amaaan zaten koşulları zorlamaya gerek yok o benim ayağıma gelir ki eğer benlik bir mevzu varsa.. Peki rüyalarım... Onların işaret ettikleri yanlış mıydı?

Telefonla mesajlaşmalar başlamıştı. Sinana, bu durumdan kendi ailesi bilip, aileme söyleyeme moduna girene kadar , ailemin duymaması gerektiği uyarısını yaptım. O annesine artık bahsetmişti. Nedense baba figürünü hala hatırlamıyorum. 

Annesi büyük bir karşı çıkış moduna girmişti bile. Ama öyle istemem modlarında olan bir anne değil bu anne. Gülbinin yaşlı hali desek yeridir.

Ona şart koşmuş onun istediği kızla bir kere görücü usulü masaya oturur onu beğenmezse bana tamam diyecekmiş. Sinan bana sordu. Görücü usulü beni biri ile görüştürmekte ısrarcı, onu beğenmezsem seninle görüşecekmiş. 

Sinana bu durumun hiç hoşuma gitmediğiini ama isterse görüşmesini söyledim. Ve ona eğer o kızı beğenirse bana dürüst olmasını ve beni oyalamamasını söyledim.

O kararını verdiğini sadece annesini ikna etmek için görüşeceğini söyledi. Engel olmam sorun yok istediğini yap ama birgün bana da biri görücü usulü gelirse görüşürüm ona göre :) Buna hakkım var öyle değil mi? O yaptıysa ben de yapabilirim. Tabi ki yapmadım. Ama bilmesini istedim.

Neyse, annesinin isteği ile Gülbinle tanıştı. İşte o iki yüzlü şeytan hayatımıza böyle girdi.

Ertesi gün bana , gülbinle konuştuğunu ve bizi anlattığını, gülbinin babası vefat etmiş dedesi tarafından haksılığa uğrayan iyi bir kız olduğunu veee "ay ben sevenleri ayrırmam! tabi ki annene seni beğenmediğimi söylerim dediğini anlattı.

Sordum. Sen kızı beğendin mi? 

Hayır kesinlikle hayır dedi.

Ama bizim amip kafalı sinanımız gülbini çook yanlış anlamış . Gülbin ona baba hikayesini ve dedesi ile olan miras davasını anlatmış kendini acındırmış iyi masum kız maskesini çoktan takmıştı bile. Her erkekle tanıştığında yaptığı gibi. Muhoyu da böyle kandırmıştı sanırım. Muhonun dediği şuydu: Ben ona acıdım sevmedim, hikayesi çok masumcaydı" Muho sanırım neler hissetiğini bilebilecek biriydi. Muhammed Gülbinin sürüsüne bereket sevgililerinden sinandan ve abdullahtan sonrakisiydi.

Ve en önemlisi anlatmadığı, annesi neden onu anaannesine göndermişti ve yurttaki oda arkadaşı neden intihar etmişti? 

Her neyse, bu sefer sinanın annesi köşeye sıkışmıştı. Sinan kızı beğenmemişti.

Peki gülbin gerçekten sinanın annesine ne demişti hemen yazıyorum : "Ben senin oğlunu beğendim ama oğlun başkasını seviyor"

Anne: " Peki sen oğlumu istiyor musun?"

Gülbin:" Evet" Annesi: " O zaman sen onu bana bırak, sen oğlumla arkadaşlık etmeye başla"

Sinanın annesi , sinana okulunu bitirince o kızla görüşecem demişti, sözünü tutmamıştı aslında gülbini beğenmezse görüşecekti benle. Amacı zaman kazanmak onu benden ayırıp gülbinle evlendirmekti. Bu bariz ortadaydı. 

Sinan bana okulunun bitmesine bir sene kaldığını ve okulu bitince isteme merasimleri başlayacağını yazdı.

Böyle evet...Ve sonra küçük entrikalar başladı... Ama biz küçük entrika oyunlarına gelmeyince büyükleri mevzu olacaktı....

Ve şuraya bütün olaylar sonrası annesinin karşıma çıkışında dediğim o cümleyi yazmak isterim.

"Senin oğlun bu dünyada tek erkek olarak kalsa , yine de senin oğlunla evlenmem! ve Şimdi Oğlunu da al git bir daha da karşıma çıkma" Ama şimdi bu cümleyi şöyle yazmak istiyorum ve inşaallah geberip cehennemin dibini de boylamışsındır :

"Oğlunu da al SİKTİR git!" 

O bir anne değil, büyücü şarlatanlarda gezen bir şirk koşucu ve bu küfrü hakedenlerden! Veee diğer yazıları okuduğunuzda oğlunun ne olduğunu da göreceksiniz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder