KENDİME NOTLAR -20- ÇIPLAK FOTOĞRAFLAR!

 Osman dernekte en güvenilir abi olarak geçerdi. Kızlar yurdunun anahtarı, arka kapıdan giriş olan kütüphanenin anahtarı, internet ağının şifreleri hep elindeydi..

İşte bunu fırsat bilip benim ilk aldığım hotmail adresini de almışlardı. O zamanlar msn vardı. Dilek ve Melek ve Gülbin o msn adresinden internette erkekler ile tanışıp zeytuni adı altında çıplak fotolar gönderek sanal sex yapıyorlardı. 

Bunu da güya sinana kanıt diye göstereceklerdi. Bense hafıza kaybımdan dolayı ilk e-mail adresime giremeyince onu umursamayıp yeni bir mail adresi ile msn hayatıma devam edecektim.

Hafızam geri gelip ilk mailimi geri aldığımda msnden yazan bütün sapık erkeklerin sonunda 55 rakamının olması bile Gülbinin samsunların yüz karası olduğunun ıspatı idi. Samsunda ne kadar erkek varsa yazmış onlarla sanal sex yapmış yüzü olmayan çıplak fotoğrafları onlara göndermişti. Bunu sinanla yüzleşmemizde öğrenecektim. Yüzü olmayan fotoğraf göndermişler aptal sinan nasıl da inandın?

 Bu devirde ki o devirde bile vardı üzerinde oynanarak -photoshop denilen birşey icad edildi biliyorsunuz-bırakın her fotoyu her video bile gönderilebilir...

Neyse,

Sinana da zeytuni bunları yapıyor diye yutturmuşlardı...

Sinan gerçekten burda gerizekalı bir varlık olduğunu artık ıspatlamıştı :) 

Hiç mi düşünmezsin e be gerizekalı güya zekiyim diye ortalarda dolanıyorsun. Zeki olmak ders geçip asistan olmakla olmuyor bunun da en güzel örneğisin maşaallah!

Neyse iftiralara bir yenisi daha eklenmişti ve benim bunlardan haberim olmadan kendi hayatıma ve okul hayatıma devam ediyordum.

Ancak bir sorun vardı. Arada bir benim hafızam gelmeye başlıyordu. Şimdi hafızadan sinan silinmişti o yüzden sinanla tanışma mevzusunun başına sarıyordum. Hafıza gelişlerinin öyle şıp diye olmadığını daha önce belirtmiştim. Yavaş yavaş gelir...

Hani Kendime Notlar-Tanışma yazısında ayrıntıları anlatmıştım ya neden olduğunu söyleyeyim. Orda tanışma yazısına bakarsanız bir e-mail olayı vardı. İşte ben hatırlamaya başlarken o e-mail olayına dönüyordum ve yana yakıla 'ay ben sinana bir e-mail attım bana cevap vermedi, ona haksızlık ettim, başkalarının sözleri ile hareket ederek onun kalbini kırdım...' diye zırvalayrak yana yakıla sinanı soruyordum- ' Sinan nerde ondan özür dileyecem onun kalbini kırdım kalp kırmak kabe yıkmaktan beterdir...' diye diye yüzyüze konuşma isteği ile etrafta ara ara dolanıyordum. 

Ve her sinanı bulduğumda 'aaa sinan ben de seni arıyordum, sana bir mail attım özür dilerim kalbini kırdım...' deyip kafamı çevirdiğim anda tekrar başa sarıyordum yani sinan diye birini hiç tanımıyor olma sarsalına dönüyordum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder