Osman şahsiyetsizi aslında dönerken elime çarpmıştı, buğulu yüz kaybolmuştu . Çünki o konsantrasyonunu kaybetmişti. Kraliçe Salina hitabım onun dikkatini dağıtmayı başarmıştı.
Yüzü görünüyordu! Diyeceksiniz ki ilaç etkisi altındaydın belki farklı bir yüzdü. Hayır ! Neden mi?
Birincisi ilacın etkisi yavaş yavaş gitmişti...
İkincisi,
Ben "Osman Abi! sen?" diye şaşkın ifadeyi kullandığım anda...bana şunu dedi , "Sen beni görüyor musun?" işte bu onun Osman abi olduğunun ikinci kanıtıydı. Sonra da elimi ağzıma hızlıca götürüp kapadı.
" Herkes te bir abidir tutturmuş, abi de abi bıktım lan sizden, ama sen bana abi de bana A'yı hatırlatıyorsun."
Evet aslında abiliği yani müslümanlığı yalandı, yani karşımda şahsiyetsiz sapık Lut kavminin soyundan bir münafık duruyordu. Ve bir dakka ya A da kim? Beş kızı saymıştı artık kim olduklarını biliyordum, bir de odadaki çocuk vardı, peki bu A kimdi? Kafamda bu soru dönerken, dileğin ve diğer şeytanların isteğini yerine getirmek üzere saldırdı.
Yere yığıldım üstümde olmasına rağmen ellerimle mücadeleye devam ettim. İki elini kullanmadan asla beni alt edemeyeceğini, pantolonumu açamayacağını anladı. Bense bir silah arıyordum. Etraftaki her nesne benim için silah olabilirdi.
İki elini kullanması gerektiğini anlayınca ağzımı bırakmak zorunda kaldı. İşte kulaklar kulaklar kepçe mi büyük mü kıllı mı evet kulak! dibindeyim bir çığlık basmam silahım olacaktı, çünki cam bile açıktı.
Çığlığı bastım uzun ve direk kulağına doğru....Çığlık işe yaramıştı. Üstümden hızlıca kalktı boğuşma bitmişti... Of kulağımı patlattın diye kulağını tuttu o sırada ben, 'Vallahi billahi seni öldürecem' diyerek elimi boğazına doğru götürdüm. İşte o gün onu gırtlaklasaydım nefsi müdafa ile cezasız bırakılırdım. Ama kapıda bekleyen o şeytanlar bunu fırsat bilip farklı şekilde şahitlik edebilirlerdi ve nefsi müdafa olayını yalanlayabilirlerdi...
Neyse o sırada ayrıca kapının arkasından sesler geliyordu...
"Kızım açsana kapıyı komşulara kadar gitmiş sesler noluyor aç kapıyı..." Dilek şakalaşmalar var gibi reddediyordu açmayı...
Elimi osmanın gırtlağına tam yanaştırdım ki birden okuduğu ayetleri farkettim, işte başlıyorduk, sıra bendeydi, siz deyin hipnoz başkası desin büyüsünü yaparken kullandığı cümlelere ekleme yaptım, ama o bunun farkında değildi. Asıl ilme sahip olanın biz olduğumuzun , asıl ilmi bizim ona verdiğimizin hiç farkında değildi.
O: Bu resme bak (sinanın resmi gösteriyor) bunu unutacaksın, bu odayı unutacaksın... bu resimdeki sinan dileğin nişanlısı, bu da telefonun elinde babanı arayacaktın ama şarjın bitti... diye telkinini yaparken... son kelimede ondan bu hikmeti almıştım (ama haberi yoktu) ve ekledim
"Ve artık o sana ait değil onu senden geri alıyorum, ve senin yüzünü gördüğümde hatırlayacam senin yüzünü gördüğümde hatırlayacam..." bir anlık garip bir bakış attı anlayamadı ve inanamadı. Ama sonrasında durumu kavradığında onu benden almak için uğraşsa da boşa kürek çekecekti. Ben onun sonuydum.
Kapı o anda açıldı. Evet ben kendimi içerde hapsedilmiş hissediyordum. Ağzımdan çıkanlar farklıydı farkındaydım. Dileğin annesi diye kendini tanıtan kadın bana baktı.
"Kızım iyi misin? dedi. "Babamı arayacaktım şarjım bitti" dedim. Arkamdaki Osmana dönüp noluyor dedi. Dilek te iyi işte ne soruyorsun deyince Osmana yönelip belli belli pantolonundan belli dedi. Ama sonraları bu kadın beni yalanlayacaktı! Ve o da bu sebepten cehennemi boylayacağını bilsin, buraya eklemeden geçemem. Zaten oğluna şiddet uygulayan kadından başka ne beklenirdi ki...
Zorladım kendimi ve ağzımdan şu çıktı "oğlunu bul!" kadın şaşırdı oğlum oğlum... Dileğe döndü sordu. Dilek sinirli dışarı çıkıp oynamış olabileceğini söyledi. Kadın dışarı doğru yönelince çocuğu çağırıp banyoya gönderdiler. Kadın tekrar gelince de banyodan çıkarttılar, banyodaymış gibi burnu neden kanıyordu da arkadaşları ile kavga etti dediler. Evet herşeyi planlıyorlardı.
Sonra Dilek, osmana sinirle dönüp ; 'Noluyor nasıl konuştu nasıl hatırlıyor mu ? Noldu halletin mi ? Bu gerizekalı (kardeşini kastetiyordu güya) erkek olamadı' .. Bir dakka lan ablası mı bu gerçeken, bir abla kardeşinin tecavüzcü olmasını mı planlar, hadi gülbin , sinanın annesi, yavuzun karısı melek bunu yabancı bir çocuğa yapıyorlardı , peki Dilek? ohaaa diye düşünürken o devam etti, 'Zaten, fotoğraf ta çekememiş? He söyle halletin mi?' diye Osmana baskı yapıyordu...
Osman hayır ama al bu halıdaki kanı çek dedi. Erkeklik gururuna yedirmiyor ya öyleymiş gibi gösterebilirlerdi. Çocuğun burnunun kanadığı o halıdaki kanın fotoğrafını gösteriyordu. Dilek o fotoğrafı çekip işime yarar diye güldü..
Sonra Dilek sizi eve bırakayım dedi. Biz arabaya bindiğimizde uyuyakalmışım ama kısa süreliğine. Sonra uyandım zihnimde saldırı anı canlandı, ama hafızamda bazı şeyler eksikti sadece saldırıyı hatırlıyordum ve Osmanı ... Kızlar iyi tarafta sanıyordum. Çünki hafıza gidişlerinde gelişler yavaş yavaş oluyordu birden değil. Sonra arabada kızlara döndüm, beni polis karakoluna bırakın hemen Dilek hemen. Osman tecavüzcü onu buldum O yapıyor yugoslav çocuğa da suç atıyor. Beni karakola bırakın. Dilek ve Gülbin şaşırdı. Dilek mırılandı "Noluyor hani unutuyordu:?" Gülbin bir dakka dedi! birini aradı. Sonra "Canım sen şunu iç sakinleş gideriz merak etme titriyorsun bak" dedi ve suyu aldım içtim. Sonra tekrar uyuya kalmışım. Uyandığımda bir gariptim sersem gibi. Dileği gördüm yanımda sordum "Dilek noluyor uyuyakalmışım.", "Bizde yemekteydin seni eve bırakıyorum" dedi. Ama önce gülbini bırakacağım dedi. Gülbine döndü aceba oldu mu dedi.
Gülbin bilmem deyince, Dilek bana sinanın fotosunu gösterdi.
"Bu kim biliyor musun?" dedi. "Yok dedim niye sordun"
Güldü "Verdiğim paraya değdi dedi"
"Ne parası " dediğimde nişan için biriktirdiği bütün parayı harcadığını ve bu resimde gördüğüm(Sinan) kişinin de nişanlısı olduğunu söyledi.
Aptal Dilek o kadar para döktün ama Gülbin sana kazığı soktu :) sonra da Sinan ne sana ne gülbine yar oldu , ve işin cabası Sinanın yaptığı son salaklıktan sonra (onu daha sonra anlatacağız)- ki son salaklığa kalmadan da şu odadaki günde yardıma gelmemesi bile onu benim gözümden düşürmüştü.
Hem zaten ben o sıralar gölge dediğim sürekli etrafımızda dolanan, benden hoşlandığını belirten, başka birine gönlümü kaptırmaya başlamıştım,, ama karakterimin gerektirdiği Nişanlına sadık kal! ( Sinana sadık kal) etik davranışımdan dolayı , gölgeyi görmezden geliyordum.
Yani salaklar boşuna para harcamışlardı. Biraz bekleselerdi Sinan zaten kaypak biri olduğunu gösterecek ben ondan ayrılıp hoşlanmaya başladığım gölge ile yaren olacaktım. Sinan kim ona meyletse ona doğru kayacak biriydi , her kız onu tav edebilirdi. Ama bunun yerine Allah"a şirk koşup bir de üstüne bolca para vermişlerdi. Gülbinse parası olmadığı için anal sex vermişti. Yani kiminin parası kiminin götü...
Kendilerini düşürdükleri şey hem anlamsız hem değersizdi. İşe de yaramamıştı...
Ha benim neden 15 sene unuttuğuma gelince, o bu büyüden dolayı değildi devamı var...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder