Bu Sinana e-mail attığım günde hatırlama sarsalı bir süre devam etti. O detayları atlıyorum çok gerekli değil. Sadece böyle bir sarsalın içinde olduğum bir dönemdi.
O sırada da sinanın abisi ve gölge sanırım odadaki çocuğun annesini polise gitme konusunda ikna etme çabasındaydılar.
Bu süreç içerisinde Gülbin Sinanla etrafındaki arkadaşlardan gizli sözlenmişlerdi. Dilek akh denilen kütüphanede takılarak Viyanada doğma büyüme tıp öğrencisi biri ile sözlenmişti, melekse zaten yavuzla aşna fişneye devam ediyordu...
Birgün yine hatırlamaya başladığım bir zaman diliminde ses kaydı geldi aklıma nerdeydi sahiden? En iyisi br similasyon ve sinanın abisine duyurmak bir şekilde artık ortaya çıkma zamanı gelmişti.
Beşinci katta kütüphanede konuşmaya izin olan bölmede masadaydık. Üç ayrı kız ve ben... ders çalışıyorduk. Benim hafıza geliyordu... Bana deli dediklerine dair de kulağıma söylentiler gelmişti. Dilek aklı sıra benim onun evinde olduğumu ve bir odada birini gördüğümü 'o deli' diyerek savuşturuyordu.
O sırada Sevimli geldi. Sevimli bizim en dürüst kız arkadaşlardan biriydi. Yanımdaki sandalye boştu. Oturmak için izin istedi. Bu oturmak için izin istemeler bana biraz komik gelirdi. Döndüm hayır oturamazsın orda Hulusi oturuyor dedim :) amacım bana deli diyen gülbin ve dileği buraya getirmekti. Sevimli gelmeden önce önce diğer iki kıza yapıp sonra gülüp şaka yaptım demiştim. Biliyorlardı :) Sonra Sevimli şaşırdı, güldük şaka olduğunu söyledik o da güldü ama başka sandalyeye oturdu çünki sıradaki kurbanı bekliyorduk:) Üç kızı uyarmıştım başka sandalyeye oturun şaka olduğunu söylemeyin! demiştim tamam dediler.
Evveeett yem kafese giriyordu. Dilek ve Gülbin benim deli olduğumu gösterme çabasında olduklarından ve bu durumun şaka olduğunu bilmediklerinden gelmişlerdi. Dileğe de aynısını yaptım, ama dilek birden hışımla gülbine dönerek 'Sinan delil diye tutturmuş işte delil onu çağırmaya gidiyorum' dedi ve ona şaka olduğunu söyleme fırsatı vermeden hızla gitti.
İstediğim son kişi geliyordu.
Dilek geldi ve tekrar etti: 'Zeytuncum oturabilir miyim?'
Ben:'Tabi oturabilirsin'
Dilek: 'Ama sen az önce Hulusi oturuyor diye izin vermemiştin gitti mi hulusi?'
Ben bir kahkaha attım:'Dilek sen iyi misin? Ne hulusisi? Hulusi diye biri yok!'
Bu arada dilek sinanı getirmye gittiğinde gülbin peşinden gitmemişti. Onu durdurmuştu ama kim hatırlamıyorum ve olayın şaka olduğunu söylenmemesi gerektiğini ona iletmişlerdi.
Arkamda Sinan duruyordu. Yüzüne bakarsam herşey bitecek, aklımda kalan oydu bakmamalıydım ses kaydına, polisin şahitliğine kadar bakmamalıydım.
Sonra dilek ısrar etti. Gülbine döndü :'Gülbin sen de burdaydın ama gördün zeytun hulusi oturuyor dedi' demez mi
Gülbin üzerine düşeni yapacaktı. Kalabalığa ayak uyduracak gerçek kimliğindeki gibi konuşacaktı. Çünki ben, Sevimli ve diğer üç kıza sakın konuşmayın lütfen demiştim. Sevimli'ye dönüp ben sana söyleyene kadar konuşma lütfen olur mu bana bi iyilik yap demiştim.
Neyse, Gülbin: ' Ben bişi görmedim duymadım bilmiyorum' dedi.
Sinan sinirlendi: 'Zeytun neler oluyor burda?'
Ben: Seni neden ilgilendiriyor ki ?
Sinan: 'Zeytun anlat burda ne oldu dilek ne diyor hulusi nedir?'
Ben: 'Dilek delirmiş olmalı hulusi diye biri yok' dedim.
Sinan ısrar edince.
Ben: Tamam Sevimli herşeyi anlatır mısın?
Sevimli anlattı: 'Zeytun espiri yaptı, hepimize yaptı, dileğe de yapmıştı. Hulusi diye biri yok' dedi.
Sinan: 'Zeytun sen niye anlatmıyorsun?'
Ben:'Çünki sen, ben hariç herkese inanıyorsun. Sevimli benim ses kaydım' Sonra Gülbine döndüm.
Gülbin! Aynı o evde olduğun gibi burda da görmedin duymadın bilmiyorsun dimi? dedim ve güldüm:)
Gülbin: 'Ses kaydı nerde zeytun?'
Sinan salaktı ya da onlar gibi şeytan. Çünki gülbinin ses kaydını sormasına rağmen sinan hala başka şeylerin peşindeydi ses kaydı yok diyordu.
Sinana döndüm.
'Sevgilin, ses kaydını sorduğuna göre o evde olduğunu ıspatladı!, şimdi sevgilini de al git burdan çünki bana yüzük verdikten bu kadar kısa bir zaman sonra başkasının parmağına yüzük takanla işim olmaz!'
Kızlardan Şerefli: ' Gülbin sen arkadaşının eski sevgilisi ve hatta pardon ayrıldıkları bile belli olmayan sevgilisini mi çaldın?' dedi...
Dilek şaşkınlıkla: ' Gülbin? Sen sinanla mı nişanlandın?'
Sinanla gülbinin gizli nişanlarını afişe etmiş bulunduğumu farkettim. Aman banane naparlarsa yapsınlar diye düşündüm.
Sonra Dileğe döndüm: 'Dilek sen , yok efendim tıp öğrencisi çok yakışıklı biri ile sözlendiğini mutlu olduğunu söyleyip duruyordun? Noldu mutluysan neden onun yanında değilsin de burda bizimle habire bişilerin peşindesin?' dedim.
Dilek:' Ay evet aman sizinle mi uğraşacam banane ben mutluyum doktor da bir nişanlım var' dedi ama anlamıştım. Gülbin dilek melek bu oyunu oynarken aralarında anlaşmış olmaları gerekiyor ki Dilek , gülbinin sinanla nişanlanmasına sinirlenmişti...
Şerefli, Gülbine dönüp: 'Ayrılsalardı neyse ama Zeytun hafıza kaybı yaşıyor bu durumdan istifade ettin gibi duruyor' dedi.
Gülbin çok sinirlendi. Sinana dönüp 'bakma onlara gidelim aklı sıra intikam alıyor' dedi. Sinan da tasmasından sürüklenen erkekler gibi onu dinliyordu :)
Ben: 'İntikam almak benim tarzım değil. Ben burda size similasyon yaptım. Ve ulaşmam gereken biri var' dedim.
Evet ulaşmam gereken biri vardı. Ve intikam hiçbir zaman benim tarzım olmadı.
Sonra Sevimli'yi yalnız yakaladım. Similasyon işe yaramıştı. Sinanın abisini hatırlamıştım. Sevimli'ye döndüm hızlıca dedim ki: ' Sevimli, sinanın abisine ulaş, zeytun herşeyi hatırlıyor, hemen polise ne diyeceklerse desinler gitsinler şahitlik edecem , ses kaydını aldıysa başardıysa getirsin... Ama sakın kimseye sana bunları söylediğimi söyleme, sadece sinanın abisine ulaş lütfen ve sadece sinanın abisine konuşurum de lütfen!, her an tekrar unutabilirim.'
O sırada Osman hemen sinanı ablukaya almıştı kütüphene girişinde Sevimli'ye bunları söylediğim anda Osman ismimi seslendi, hızla döndüm , planını yapmıştı döneceğim yerde Sinan vardı. Sinanı gördüm veee: 'Aaaa sinan ben de seni arıyordum, sana mail atmıştım özür dilerim başkalarının sözü ile hareket etmemeliydim sen haklıydın , kusura bakma olur mu?' dedim o sarsala yine girdim...
İşte o günden sonra Gülbin, Sinana karşı timsah göz yaşlarını kullanacaktı. 'ühü ühü okuldaki bütün kızlar beni dışlıyor, ühü ühü ben sana aşığım, zeytun beni rezil etti herkesin önünde intikam aldı güya, ühü ühü' Sinan da gülbin üzüldü diye beni üzmeye karar vermişti güya intikam alacaktı.
Hani hatırlıyor musunuz ben ilk tanışma yazımda , sırf Sinanı rencide ettiler diye ona yakışıklı olmasa bile yakışıklı lakabı takıp onu rencide etmelerine izin vermemiştim. Aslında Sinan işte bu ilk tanışma anımızı düşünseydi, benim kimseyi rencide eden bir yapıya sahip olmadığımı anlardı. Hatta rencide edilenleri topluma karşı savunduğumu da bilirdi.
Ama o başkalarının sözleri ile hareket etmeyi tercih etmişti. Aslında benim o e-mail sarsalımdaki sözler ona bir işaretti, ama o bunları anlayamayacak kadar salaktı.
Peki o ? İşte o amip kafalı, rencide etmek bir yana daha neler yaptı görelim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder