Reklamcı bir adam , işsiz kaldığı bir vakitte aklına zekice bir fikir geldiğini zanneder. O adam bunu ben zekiydim aklıma geldi der ama normalde bu yolları biz de biliriz sadece kötülük yapmak karakterimizin bir parçası değil!
Neyse aklına gelen fikirse şu, mahalle dedikodularını iş hayatına taşımak. Bir şirket kurduğunu söyler , şirket rakip firmaları alt üst eden bir şirket. Gizli olduğunu arkadaş çevresine yayar.
Ve ilk teklifi bir meyvesuyu şirketinden gelir. Rakip firmayı alt et!
Adam halk arasından bir iki işsizi seçer ve onlara para verir. Bu kişlerin yapması gereken tek birşey vardır.
İstanbulun belirli kalabalık ilçelerinde ATM sırasına girip yüksek sesle muhabbet etmek:
Sıradaki paralı askerler :
A kişisi : " Biliyor musun G marka mevyasuyu aldım geçen, güya kaliteli içinden küflü mantar çıktı dava edecem adamları"
B kişisi : "Gerçekten mi doğru mu söylüyorsun"
A kişisi :" Al bak fotoğrafı bile var"
Evet kalabalık bir ATM sırası içlerinden sadece bir kişi bu duyduğunu başkasına iletse o adamın parasız çalışanı olarak zinciri kuracktı bile.
Veee işe yaramıştı. Rakip firma bir haftaya kalmadan haberlere bile çıkmıştı. Satışlar tepetaklak olmuştu. Onu işe alan firma ise satışlarda yükselme yaşıyordu. Kalitesiz olsa bile!
Ve bu reklamcı şeytanımız dedikodu silahını gizliden gizliye kullanmaya devam etmiş firmalar arası rekabetlerde propoganda yolu ile devirme işlemlerini başlatmıştı. Ve bu işten çok yüklü paralar kazanmayı da başarmıştı.
Bu yöntem her ne kadar size , e canım iş dünyası dedittirse de yanlış! Burada haksız bir rekabet söz konusu. Rakip firma daha kaliteli bir ürün üretiyor olabilir. Rakip firmayı devirmeye çalışan firmanın mevyasuları hastalık yayıyor olabilir. Eeee neresi doğru bunun! Ticarette olması gereken bu değil! Daha önce de bahsettiğim bu cemaatler olayında benim karşı çıktığım şuydu:
"Aralarında toplanıp güzel şeyler yapmalarına bişi demem, ama aralarında toplanıp kendilerinden olmayan başarılı birini alt etmek için haksızlıklar yapmaları ? bunlar doğru olamaz"
Nasıl ki olimpiyat yarışlarında ve maçlarında doping kullanan ve hile yapan eleniyorsa ve doğru karşılanmıyorsa, bu da doğru karşılanmamalı.
Ama nedense bazen insanlardan şunu duyar oldum. Ama o mücadele etmiş almış! Hayır o hırsızlık yapmış mücadele etmemiş mücadele ÇALIŞMAKTIR!
Haksızlık yapıp doping, dedikodu, büyücü şarlatan yöntemleri tamamen hırsızlıktır!
Neyse bu yöntem belli bir süre sonra cemaatler, örgütler, localar ve siyasi partiler arasında yayılmaya başladı. Türkiyedeki islami diye nitelendirilen cemaatler , sohbetlerinde gerçekten sohbet etmeleri gerekirken, ya liderlerini övüyor ya bir dedikoduyu yaymaya çalışıyor , ya dergi satıyor, ya da bir mağaza sahibinin ürünlerinin reklamını yapıp ordan başka yerden alışveriş yapılmamasını tembih ediyordu....
Bu cemaatlerin neresi islama ya da insanlığa hizmetti bana söyler misiniz?
Büyücü denilen şarlatanların ise kullandığı bu yöntem gizli idi. Onlar da aynı o reklamcı gibi halktan birilerini tutar kadınların erkeklerin namuslarına şereflerine leke getirecek yalanları yayıp biz büyü yapıyoruz adı altında para alırlardı.
Aslında o reklamcının kullandığı bu yöntem ilk değildi kendini bişi keşfetmiş gibi övmesine gerek yoktu!
İşe bu yöntem şu sıralar sosyal medya adı altında asılsız haberleri yaymak ve bu silahı kullanmak için çok iyi bir platformdu , adamların işi kolaylaşmıştı. Facebook, twitter, tiktok... siz de görüyorsunuz yalan haberlerin nasıl da çabucak yayıldığını şahit sizler değil misiniz?
Peki hiç düşündünüz mü? O çok paralar alarak bu yalan propogandaları başlatanların ücretsiz işçileri olduğunuzu!
Ve o yalandan haberleri para kazanmak uğruna yayan , reklamcıya, cemaat liderine, localara, sahtekar şarlatanlara...vs güzelce para kazandırıp kendiniz sefilleri ATM sırasında bekleyerek geçirdiğinizin farkında mısınız aceba!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder