29 Kasım 2022 Salı

KENDİME NOTLAR -23- SAYFASINDAKİ OLAYLARA SÖYLEYECEKLERİM!

 Notlarıma gelince *Öncelikle belirtmem gerekir ki bütün sayfaları okumadan anlaşılabilecek bir yorum yazısı değil! :) *

Melek Gülbin Ayşe ve bazı diğer kişler : Sinanın beni rezil ederek gülbine radyo yayınında evlenme teklif edeceği bu oyundan haberdardılar ve ellerini ovuşturarak plana yardım ettiler... Onların siktirip gideceği yeri hepiniz biliyorsunuz dimi :D

İkincisi:

Gülbin osmanın tecavüzcü biri olduğunu bile bile nasıl da onunla beraber başka planlar yapıyordu ,  gerçi onda ahlak olsa büyücü şarlatana parası yetmedi diye göt zinası yapar mıydı! neyse zaten bunu sinanı savunmaya geçerken ıspatlamamışmıydı.. Gülbin daha sonra yeni bir yalanla savunma yapacaktı :' Efendim zeytuni tecavüze uğrayınca  biz de bakire olmadığı ortaya çıkmasın diye nikah yalanını uydurduk ona  yardım etmek(!) için. Bunu yaparken Osmanın son vuruşu yapamadığını da biliyordu! 

 Bu gülbinin yalanı ve bakirelik olayları felan... toplum olarak siz neyin kafasını yaşıyorsunuz da gülbinin bu bahanesini onaylıyorsunuz aceba! Kadın iftira atmış lan! Habire de yalan üstüne yalan katarak her ortaya çıkan yalanını başka bir yalanla sıvayan aşağılık bir mahlukat bu! Tabi benim hafıza kaybının ekmeğini de burda yemiş. Sosyal medya hesaplarından benimle samimi görünmek için çaba harcayıp ordan iyi görünerek yalanlarını yaymaya devam etmiş...

Gülbin bakacak ki toplum o ne derse onu dinliyor bana kimse hiçbişi sormuyor, dernekler ve cemaatler politikaci akrabalar, adları çıkmasın para kaybetmesinler diye beni hafızası kayıp ortada bırakıyor, bundan fayda sağlamaya devam edecekti, iftiraların dozunu arttıracaktı. Her tanıştığı erkeğe benim hikayemi aşağılayıcı biçimlere sokup anlatacaktı. Mesela, muhoya sanırım muhoya anlattı bunu: 'Zeytuni, onun eski sevgilisi Sinan ile nişanlandım diye intikam almak için onunla birlikte oldu' diyecekti. Bakacak olmadı, bir diğerine 'Zeytuniye küçük bir çocuk tecavüz etti' diyecekti, bunu özellikle bana kimse bişi sormasın diye söyleyecekti, hafızamın kaybı onun işine yarıyordu, katil oluşunu bile bununla gizliyordu. Ve bundan istifade ediyordu. O da yetmedi kendini benim yerime koyacak yer değiştiren bir hikaye anlatacaktı. Bir diğerine bambaşka bir  yalan uyduracaktı.

Bu arada bu zulme susanlar (cemaatler dernekler localar partiler) burda yazmıyorum diye kendilerini cezalandırılmayacak sanmasınlar! Onlar dilsiz şeytandan başka bişi değildir. Kendi çıkarları için sustukları için onlarla aynı kefeye konulacaklardır inşaallah. Rüyamda anlatmadım diye cezasız kalacaklarını düşünmesinler! 

Neyse, yani Samsunluların  ülkücülerin yüz karası Gülbinde ve örtülü kızların yüz karası Dilekte ve açık kadınların yüz karası Melekte ve müslümanların yüz karası Osmanda Yavuzda, onlar gibi olan Atatürkçülerin yüz karası Ezgi gibilerinde yalan bitmiyordu, sonra onlara solcuların yüz karası Sinan da eklenecekti.

Dipnot : Bu tarz insanların kendilerine görüş bellemesi tamamen toplum içinde yer ve güç edinmek içindir. Yoksa onların giremeyeceği kılık yoktur. Yalakalık desen onlarda iki yüzlülük desen onlarda... Neyse,

Çok sonraları da, biz o zamanlar çocuktuk yanlış yaptık diyeceklerdi. Hiç te değil artık savunacakları yalan kalmamıştı. Ve ayrıca onlar değil ben çocuktum, onlardan tam beş yaş küçüktüm. Onlarsa üniversiteye geç adım atmışlardı ya da benden önceki sınıftaydılar, hele sinanın ve dileğin annesinin yaşını saymıyorum bile, ve onların bu yaşları, olaylar başladığında idi, onlar bunu yıllarca sürdürdü- artık yaşlarını siz düşünün-, söyler misiniz bu mu çocukluk? Hiç te çocuk felan değillerdi yine olsa yine yaparlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar onlar mide bulandırıcı iki yüzlü şeytan olmaya devam edecekler sadece bahaneleri değişecek.

Hatta daha önce bahsettiğim gibi dilek, benim hikayemi kendi hikayesi gibi anlatıp türkiyede kafaladığı politik açıdan güçlü ikinci kocayı alacak, onu da benim üzerime salacaktı. E be akılsız bir de politikacı yani milleti savunan biri olacaksın. Yargısız infaz nasıl yaparsın! Azıcık araştırsan zaten Dileğin ilk evliliğini öğrenirdin, bu kadar basitti gerçeklere ulaşman...

Gülbinse kendini acındırık yapıp yalanına yalan ekleyecek memleketlisini kafalayacaktı. Melek zaten intihar numarası çekecek yavuzdan hamile kalarak yavuzla evlenecekti... Hatta bir ara olaylar tamamen ortaya çıkınca biz şaka yaptık diyeceklerdi en saçma yalanları da buydu açıkçası, anca gerizekalı biri inanır buna, kusura bakmayın ama buna inandıysanız amip kafalı olma ihtimaliniz var!

Ve onların ilk başta attıkları evlilik yalanının amacı da kesinlikle bana yardım etmek değil, Sinana; Bak zeytuni başkası ile evleniyor sen de hayatına bak demek içindi. Çünki Osmanın son vuruşu yapamadığını biliyorlardı! Hadi nikahı geçtim boşanma sebebi iftirası? Bu tamamen, beni rencide edip rezil edip evlenmeme engel olmak için yapılan birşeydi, bunun aksi ıspatlanınca, onların yalanla yalanı sıvaması idi. Zaten o ve onun gibiler yalanları ortaya çıkınca başka yalanlarla ortamı kurtarmaya alışkınlar. İki yüzlü şeytan diye boşuna demiyorum dimi!

Gerçi şunu da es geçmeyeceğim, Osman ve Sinan sırf son vuruşlarını yapamadılar diye , onlar tecavüzcü değildir diyemezsiniz! Hele de Sinan ' Tecavüz öyle edilmez böyle edilir' cümlesi kullandıktan sonra saldırmasa bile tecavüzcüdür hem de en pisliğinden! ki saldırdı.

Ne yani, hem son vuruşlarını yapıp, hem de beni parçalara ayırıp çöp konteynırına atınca mı onları tecavüzcü kategorisine koyacaksınız? Onlar saldırdığında kendimi savunup, onların pipisini kırınca onlar tecavüzcü olmuyor mu? Hadi bu soruları sorun kendinize bence!

 Bakın son vuruş diyorum bakirelik alamadilar demiyorum çünki bakirelik külliyen yalan onu da başka  yazımda yazacağım inşaallah.

Blogta yayınlar kısmına sürekli sizin nasıl insanlar olduğunuzu yazacağımdan da emin olabilirsiniz. Okuyanların sizin gibileri tanımaya hakkı var. Bir diğer sebebi de :) unutursam fısıldasın bu yazılar sizin kim olduğunuzu , dimi ama!

21 Kasım 2022 Pazartesi

EMİR CÜMLESİ ve LUT KAVMİ

 'Kendime notlar oda -14'  yazısını yazarken aklıma iki şey geldi.

Birisi emir cümlesi kullandığımın bahanesini uyduran salak Hatice! Evet salaktır gerçekten...

Bana güya diyor ki ben emir cümlesini kullanıyormuşum o yüzden yapmamışlar. Bunu Gülbine polisi ara dediğimde yapmamasının bahanesi olarak söylüyor ya da işte sinana buraya gelmen lazım kendimi hapiste gibi hissediyoruma acele lütfen gel dememi eleştirerek yapıyor.

Şimdi sorarım size?

Bir doktor normal bir durumda bir hastaya bakarken hemşireye dönüp 'Hemşire hanım şu serumu verir misiniz?' der evet bu güzel .

Peki acilde olan bir doktor, bir trafik kazasında koştur koştur sedyede gelen biri olduğunda, hemşireye hiç bakmadan bile 'şu serumu takın!' der ve hemşire o anda sizce napar? Ben söyleyeyim eğer hemşire hastayı öldürmek istiyorsa takmaz , tabi kurulda vereceği bahane, efendim doktor emir cümlesi kullandı olursa nolur :D ...

Pardon da orda acil bir durum var, Ay efendim cümlemi nasıl kullansam aceba diye mi düşüneceğim yoksa ağzımdan çıkan cümleleri bile kısaltıp zamandan mı kazanacağım???

Aptalsın Hatice! o iki yüzlü şeytan ile sinan salağının geldiği bahanelerle bana gelmen salakçaydı...

Aslında bu dedikoduyu itibarsızlaştırma saldırısının bir parçası idi. Sapık sözlerimin ve telkinlerimin başkaları tarafından dinlendiğinin farkındaydı buna engel olmanın tek yolu kişiyi itibarsızlaştırmak. Kibirli, emir cümlesi kullanıyor gibi cümleler insanlara şunu gösterir, kişi doğru bile söyleyese banane yaaaa ne yapacam... İşte sapığın amacına ulaşması için bir adım daha atılmıştı.

İkinci şey ise şuydu?

Allah Lut kavmini helak etmemiş miydi? Onlar tecavüzü tacizi hak gören, çocuklara bebeklere hayvanlara tecavüz eden, ensest ilişkileri hak gören, kadınla birlikte olmayı ayıplayan, kadını aşağılık bir varlık olarak görüp doğum yapmazsa yaşamasına bile izin vermeyen... o kavmi helak etmemiş miydi?

Peki bu Osman,Dilek,Melek,Gülbin, ve Sinan, Sinanın annesi ve karısı Ezgi... gibiler neden vardı hala?

Bunun tek bir açıklaması vardı. Lut as bir hata yapmıştı ve yalancı karısına inanıp onu kaçarken yanında götürmüştü. Karısı da iki yüzlü olmayı öğrenip öğretmişti ve gizlice çoğalarak bir örgüt gibi sapıklıklarını devam ettiriyordu. Bundan başka cevap bulamıyorum. Allah helak ettiyse eder çünki!

Haaa bu arada Dilek, Gülbin , Yavuzun karısı  Melek, Sinanın karısı Ezgiyi de LUT as'ın karısına benzetmiyor değilim. Sübyancı pislikler oldukları kesin- bir çocuğun tecavzücü olmasını planlamaları onları sübyancıdan başka bişi yapar mı ? iki yüzlü şeytan olmalarını buna ekleyebiliriz...

Bu arada birşey daha farketmiştim. Bu sapıkları koruyan bir sistem vardı özellikle de Türkiyede çok yaygındı ve git gide güçleniyorlardı. Bunun sebebi ise Osman Dilek Gülbin ve Melek gibilerinin iki yüzlüyü  çok iyi oynayıp, içeriye güzelce sızmaları idi, ve onlardan önce sızanlar güçlenmiş onları koruyorlardı. Cemaatlerin locaların ya da diğer grupların kendi adları çıkmasın diye başlattıkları bu sapıkları koruma furyası aslında içlerinde fazla fazla üreyen LUT kavminin yöntemi idi...

Tecavüz, taciz, şiddet mağdurlarına susmayı empoze ettiler yavaş yavaş içlerine korku bürüdüler onları birbirlerinden ayırıp yalnızlaştırma politikası izlediler. Halbu ki bu suskunlar bir araya bir gelse cihan onların karşısında titreyecek! Susmayın konuşun anlatın demiyor muyum ben? Eğer kısmı hafıza kaybım olmasaydı değil 15 yıl 15 dakika bile beklemezdim anlatmak için ki öyle de yaptım. Ama onları koruyan sistem benim unutmamı fırsat bildi ve o yüzden o sistemler de gerektiği zamanda gerektiği yerde ( bu dünya veya öbür dünyada) cezalarını çekeceklerinden hiç şüpheleri olmasın! Yine olsa yine konuşurum ve konuşuyorum da.

Emine salağımız var bir de Urfalıların yüz  karası emine! Bana diyor ki 15  yıl geçmiş ne hala peşini bırakmıyormuşum bu olayların.

Sana ve senin gibilere cevabım şu Emine:  Luckiest Girl Alive  filminde kadının son sahnede NYC sokaklarında o  kadına dediğini, aynen sana ve senin gibilere iletirim! 

 Ayrıca ağlayarak ben yanlış yaptım yalanını da çok iyi oynayabiliyorlardı. Bunun en iyi örneği Melekti. Yavuzun kibirine bile boyun eğip başını kapatmaya kadar gitmişti. Ama Allah herşeyi bilir herşeyi görür senin kapanman seni aklamaz , yavuzun kapatması da onun kibrini daha da büyütür. Siz cahil iki yüzlü şeytanlar, sonsuza dek yanacağınız günü bekleyin! demedi mi Peygamber. Aynen iletirim sizlere...



18 Ekim 2022 Salı

CİNLER

 CİN NEDİR?

Cin sizin tabir ettiğiniz gibi tek bir canlıyı ifade etmez. Cin demek insan dışı varlık demektir. Yani onların da çeşitliliği mevcuttur. Aramızda perdeler vardır, ne biz onları görürürüz ne onlar bizi . Ya da şöyle söyleyeyim ne onlar bizim dünyamıza girebilir ne biz onların... Bu böyle bir kuralın içindedir. Ancaaakk... Bu kuralı bozanlar var mıdır? Vardır ve çoğalmaktadır.

Gelelim birbirimizin dünyasında ne kadar süre kalabildiğimize:

Bir balık sudan çıktığından ne kadar süre kalabiliyorsa o kadar süre. Yani bir cin sizi rahatsız ediyorsa kısa süreliğine git gellerle eder ama psikolojik etkisi üzerinizde devam edebilir. Gizemli olan şeyler korkutucudur. Size korkmamanızı tavsiye ederim.

Aslında bilinen yanlış bir gerçek vardır. Cinler insanları fazla rahatsız ediyorlar! Cıx cıx... Onları rahatsız etmeyi sizler başlattınız! Ve onları kullanmanın bedellerini ödüyorsunuz. 

Eğer Kuran üzere inancım olmasaydı cin kavramına da inanmazdım. Ama onu şöyle tarif edebilirdim. Görmemiz şuanki teknoloji ile mümkün olmayan bir çeşit beyin fonksiyonlarını etkileyen virüs! Aslında baktığınızda gerçekten de böyle tabi bence! İlerki teknolojilerde onları görmeyi başaracak bir cihazın çıkacağına eminim.

Peki cinler ne kadar güçlü? Ya da şöyle soralım ki cinler insan dışı varlık ... : Kötülük yapmak isteyen cinler ne kadar güçlü? Siz ne kadar zayıf bir psikolojiye sahipseniz o kadar güçlü!

Çünki hep düşünürüm, Hz Süleyman vefat ettiğinde asasına dayalı dururken bile onu uzaktan gördüklerinde vefat ettiğini uzun süre bilemeyen cinler ne kadar güçlü olabilir?

Diyeceksiniz ki onlar Hz Süleymandan korkup içeri girip öğrenemediler. İyi de sizin onlardan gelecekten haber aldığınızı söylediğinizi varsayalım? Uzaktan baktıklarında anlamadılar mı? Allah bu ayeti size boşuna yazmadı... Biraz düşünün...

Peki belkızın tahtının ışınlanması? Orda ışınlanma yok, belkız o an beynine hükmeden cin virüsü ile tahtın orda olmadığını düşündü. Bir nevi hipnoz diyebiliriz... Evet hipnoz bunu biraz açıklıyor aslında.

Peki Hz İsa as yerine çarmıha gerilen o hain? İnsanlar nasıl olmuştu da Hz İsa sanmışlardı onu? Boyu ve kilosu benzer olan birinin yüzünü o zannedecekleri şekilde hipnoz değil miydi?

Peki kaç çeşit cin var? Dünyada kaç çeşit yaşayan canlı varsa bence o kadar çeşit var. 

He bir gerçek var bizden çok yaşıyorlar çünki onların zaman dilimi ile bizimki farklı. 

Belki de onlar başka gezegende yaşayan ve elektron yöntemi ile beyne hükmedebilen bir çeşit varlıklardır? Peki onları kullananlar ? Bu aralar yanlış frekanslara gittiklerinden eminim. Çünki çoğunun başı belaya girer genelde.

He bir de cinleri kullanıp büyü yapmak isteyenler! Evet onlara şunu söyleyeyim siz onları rahatsız edip kullandığınız için bunun farkına vardıkları anda hayatınızın içine edeceklerinden emin olabilirsiniz? İntikam onların alın yazısıdır. Ve siz onları kullandığınız için sizin dünyanıza giriş biletini direk ellerine vermiş bulunuyorsunuz. Hatırlatırım dünyalara giriş çıkışlar yasak ve siz bir kere onları başkasını dünyasına girsin diye kullanırsanız , kendi elinizle kendi kapınızın kilidini ömrünüz boyunca onların eline vermiş olursunuz. Büyü yaptığınız kişi belli süre sonra onlardan kurtulur ama siz  ömrünüzce onlarla haşrolursunuz... 

Büyü? Bunu bir önceki yazımızda belirttik. Psikoloji bozan yiyecekler beyne o virüsün yerleşmesini kolaylaştırır... 

Aslında bu bir tek yazı ile anlatılabilecek birşey değil ama özeti bu. Yani hepsinin kuralı , çerçevesi ve bedeli vardır...

Kısacası onları rahatsız etmeyi bırakın! Vee kendi  hayatınıza odaklanın. Eğer bir şeyi parmak şıklatması kadar kolay şekilde elde etmek istiyorsanız dua edin :)  !

20 Eylül 2022 Salı

SAYIN (!) DEVLET BÜYÜĞÜ

"Birgün hepiniz neyi neden yaptığımı anlayacaksınız" demiştim. İşte onlardan biri karşınızda!

Bugünlerde çok övgüler alan bir devlet büyüğünden bahsedeceğiz.

Bizim viyana günlerimizde kendisi henüz devlette kıdemli bir makamda olmadığı zamanlarda bir seminer vermeye gelmişti. Konu ekonomi idi. 

Herkes bir soru soruyor. Benim de aklıma bir soru geldi. Seyhan yanıma yanaştı ne soracaksın. Söyledim, ama sezdim seyhanda, aynı melek ve ayşedeki gibi yalancilik ve hırsızlık mevcuttu.

Sonra parmağını kaldırdı. Sorumu o sordu. Ve adam evet güzel soru benden güzel bir ödül kazandın dedi.

Bir arkadaş o sorunun bana ait olduğunu adama iletince. Sahip çıksaymış paylaşmasaymış, bize seyhan gibiler lazım ! Aha? Zaten seyhan gibiler lazım diyerek maskeli çiğdem gibileri yolsuzluklarla hak yesin diye yollarına güller serdiniz. İki elim bu dünyada da öbür dünyada da yakanızda!

İşte devletin içinde neden bu kadar hırsız varın cevabını verdim size :)

Kendisi güya bir ekip kurmuş sapığı yakalayacak! Senin ekibine karşı ben, hey gidi efendi etrafını hırsız doldurursan böyle olur!

Hadi anlarım, elindekine sahip çıkmayanı almazsın da hırsızın hiç mi suçu yok! Hadi onu suçlamadın bir de taç mı takıyorsun! Sen nesin? Hırsız mı?

Bu arada o sorumu çaldı diye taç taktığın Seyhan naptı sahi? Bir ara facebooktan Tayyip Erdoğana saydı sövdü sonra facebook kapadı herkesin onun yaptığı hakaretleri unutmasını bekledi. Sonra bir işe girdi facebook açtı, ay oğlum tayyip amca diyor vay ne güzel vah ne güzel yapmadı mı? Yahu bu ikililikleri görüp te hala taç takabiliyor musun sahi? 

Şunu da dipnot düşmek isterim: Eğer ülkenizi seviyorsanız, bir başkan seçildikten sonra , başka ülkelere erişecek şekilde ona sayıp sövmezsiniz , saygı duyarsınız. Bu saygı şeklini ABD ve Almanya ülkesinde görünce çok beğendim. Umarım sizde de olur birgün...

Bir de bu kişi işsiz felan da değildi, sadece üst makam istiyordu vermediler diye çığırdı durdu işte. Eee taktiği biliyor dimi. Neyse,

O bana bu durumu ileten kıza şunu dedim: O soru ve onun ekibine girmek bana bişi katmazdı! Ben eğer birşeyi veriyorsam o yemdir! Çünki biz zaten onların naptığını biliriz. Bir bilgi veya mal önemliyse o zaten hep bende kalır! 

Noldu efendi? Bendeki gücü alabildin mi? Osmandaki gücü kim aldı? Senin ekibin bokun içine battı mı? Bokun içine batmasın diye osmanın itirafını naptın sahi? Bu arada itiraf mevzusunu henüz yazmadım. Bir de şu rüyada bahsettim D isimli kızı... Oraları bilahere yazarım herhalde bakalım.. Neyse,

Şmdi bu kişiler öyle devlete ya da türkiyenin belirli kurumlarında onlara iş vererek kendine mürit mi topluyorlar?

O değil de benden söylemesi yediğin hurmalar birgün seni tırmalar! Gerçi devlette kim makama geçse çoğu senin gibi yapıyor dimi sen de haklısın(!) be gariban...

Sizin gibiler yüzünden , devlet dairesinde, bir işçinin kapı açıkken bağıra bağıra cesaretle şunu demesine sebep oluyorsunuz :

"Devletin malı deniz yemeyen keriz!" Yoksa siz de mi o hırsızlardansınız sayın(!) devlet büyüğü? O değil de bu işçi iftiralardan beslenirdi. Ortaya bir yalan dedikodu atar , dürüst çalışkan insanları dışlatırdı. Korku ve dedikodu yanı sıra başkanlara yalakalık yapması ile tanınırdı. Vay arkadaş güce bak güce :) insanların iftiralara nasıl çabuk inandığını keşfeden yalancılardan desenize. Çamur at izi kalsını çok iyi oynardı yani anlayacağınız...

Muhtemelen bu yazı o işçinin önüne düşerse ne yapacağını gayet iyi biliyorum :) bu yazılar okunmasın diye hakkımda kurumda dedikodu ve iftiraya yönelik birşey çıkartıp memurları korkutacaktır. Daha önce yaptığı gibi :D Korkan memurlar da amanın zeytuni ile irtibatta olanın başına bela olurlar moduna gireceklerinden de eminim. Yahu bu işçi daha önce bunu yaptı foyası ortaya çıktı siz hala ona inanıyor musunuz gerçekten? O yalan dedikodudan beslenir:D

Neyse bazı bunun gibi  yalakaları destekleyen devlet büyükleri de onun yaptiklarini göreceklerine sanırım  trene bakıyordur değil mi :D kalitesiz espiriyi anca kalitesizlere yaparım :D Hadi öpüldünüz. 

Bu arada batan ekonomiye de dikkat çekerim. Eee hırsızlarla iş birliği yaparsanız onları baş tacı ederseniz olacağı budur!

17 Eylül 2022 Cumartesi

KENDİME NOTLAR - 9 ek HACKER ?

  Biraz da gülelim :)

Şu benim öğrencilik dediğim zamana gidelim.

İlk günlerde siplintır usta, bana bir soru sordu "o bilgisayarın nasıl çalıştığını biliyor musun? aa çok ayıp , ilk bilgisyarı bir kadının icat ettiğinden haberin yok mu yoksa?"

Çocukluğumdan beri makinaların nasıl çalıştığını merak edip içlerine bakmaya çalışan ben, nasıl oldu da bilgisayar için bunu düşünmemiştim. Tabi ki şöyle, çocukluktan beri bir alete dokunduğumda, "aman dokunma çarpar, aman dokunma bozulur..." işte ebeveynler tarafından kurulan bu klasik cümleler sizi bir kalıbın içine soktuğu için...

Ben : "Haklısın bunu nasıl öğrenirim?"

O: "Bozarak"

Ben : "Bozarsam hem kullanamam hem evde sorun çıkarırlar bana"

O :"Öyle değil , içini aç bütün parçaları ayır sonra birleştir. Ne kadar sürede bunu yapabileceğini merak ediyorum. Bugün bütün gün burdayım. Sonra güldü :) tabi yetiştirebilirsen."

Bir makinaya baktığımda resmini kafamda çizdiğimden haberi yoktu. Sadece makina mı dönen bir çark bile olsa kafamda dönerdi.

Ben : " Tamam "

O gülerek gitti. Bu son görüşmemiz mi aceba dedi hatta...

Neyse, oturdum kasayı açtım. Önce biraz baktım. Devreler anahatlar vs... Basit bir yapı dedim başladım sökmeye , kablo renkleri nerelerde hepsi ezberime girmişti bile.

Kardeşim geldi. Oda da bütün parçaları kabloları dağınık görünce şöyle bir duraksadı. 

"Abla naptın?"

"Merak etme geri takacam"

"Emin misin?"

"Dedim ya takarım geri diye"

Kardeşim aslında gülerek yeni bir bilgisayar hayali kurmuş kendine yeni bilgisayar almanın lafını etmişti bile :)

"Bana bir saat ver" demiştim, evet aksaklık çıkarsa diye bir saat demiştim. Ama bir saatten kısa sürede bunu başarmıştım. Yalnız birşey dikkatimi çekmişti. 

Aynı tip iki giriş olan bir yerde, bir kart takılıydı iki tane takılı değildi.

Kardeşime hemen şöyle dedim : " Sanırım bilgisayarı satanlar bizi kazıklamış bak bir parça eksik"

Kardeşim odayı karış karış aradı. Halbuki ben parçaları çok güzel ayırmıştım odaya da kimse girmemişti.

Neyse bilgisyarı açtım. Bizim siplıntır usta :"Bir saat gibi bir süre? Sen yardım mı aldın?" 

"Hayır sadece kardeşim geldi bir ara ama o da tabanda duran kartın anakart olduğunu söyledi o kadar, ben yaparken de baktı, yalnız bir durum var bizi kazıklamışlar bir parça eksik."

Aynını ona da anlattım. Kahkahayı HAHAHAH ile bastı tabi. 

Hayır kazık felan yok o RAM :) Arttırılabilenlerden almışsınız dedi. Sonra RAM anlattı. Bana bilgisayarı tekrar açmamı onu çıkarmamı ve tekrar bilgisayarı çalıştırmamı söyledi. Ve her parçayı bu şekilde çıkarıp açma kapama düğmesine bastım, açılırkenki hatalarını görerek ne işe yaradıkları konusunda da bilgi sahibi oldum. Peki bağlantılar devreler önüme çıkan ekranın tıklanınca yönlendirilmesi... işte onun da bir makina dili vardı dimi? Derya deniz şimdi bu olay, ben neresinden tutayım :D


KENDİME NOTLAR GÜNLÜĞÜ

 Birçok kişinin inanmakta zorluk çekeceği tarzda, hayatımın birinci kısmında yaşadığım kısmi hafıza kaybımın hikayesini kendime notlar adı altında sırası ile yazmaya karar verdim.

Tabi ki uzun yıllar, iki yüzlü şeytanlarımız Gülbin dilek melek ve sinanın şimdiki eşi ezgi bu durumun ekmeğini yemek için kolları sıvayacaklardı. Ve Allah ne zaman isterse o zaman tamamen geri gelecekti.

Ve şimdi anlıyorum neden geçen sene geri geldiğini!

Sebebi ise şuydu : Hafızamın belirli aralıklarla geçici olarak geri gelmişti ama tam anlamı ile değil. Ve 5 şeytan bunu bildiklerinden tekrar geri gelmesin diye çabaladıklarından güvenli bir bölgeye ihtiyacıcm vardı. Özellikle de hafızamın üstüne kimse bişi yazmamalıydı. Yani ben hatırlamaya başladığımda yalancı şarlatanlardan herhangi biri , hiçbir soruma cevap vermemeli ve yönlendirmemliydi.

Peki ben hatırlamıyorum, o şarlatanları yanımda gezdirdim, ya bu insanlar, hatırlayanlar bilenler neden o şarlatanların sözleri ile hareket etmişti hala anlayabilmiş değilim. Bana sorsanıza! Ya da bu kız hatırlamıyor bir durum var bunda desenize!

Hadi onu geçtim Muho! Herkesi geçtim sen güya akıllıydın. Beni en çok sen hayal kırıklığına uğrattın. Eskişehire geldiğimde daha senle tanışmadan önce, okuluna bıraktığım not eline geçmişmiydi bilmiyorum. Ama ben senin ismini not bırakmam için öğrenince seni akıllı sanmıştım.

Gülbinin kötü biri olduğunu bildiğin halde nasıl oldu da onun sözleri ile hareket etmişti tamam bazı şeyleri ortaya çıkarmıştı , sağolsun ama sonra!

Yok ben kendimi acındırıyor muşum? Ne zaman ağladığımı gördün muho! Gülbin size timsah göz yaşları dökerken beni ne zaman ağlarken gördün?

Yok ben hep ön planda olmak istiyor muşum? Pardon da ne zaman şaşalı hareket ettim! Bazıları kendisidir başkası gibi hareket etmez kendine özgüdür o yüzden dikkat çekerler. Ben kendim gibi oldum diye mi suçluyum?

Yok herkes çabalıyormuş? Nasıl bir çabalama bu sorabilir miyim? Her yanıma geldiğinizde gülbin yanınızda mıymıylanıyor... Ya da ikiniz de gülbinle sevgili oldunuz, çocuğunu düşürünce bana affa geldiniz hep birlikte. bir koca iki eski sevgili onun için bana geliyor.. Daha sayayım mı? Kim ne yaptı benim için ? ki zaten sizden bişi isteyen yok. Yaptığınızda bile ben istediğimde değil, beni kendinize göre yönlendirmek için manüpüle ettiniz. 

Siz istiyordunuz ki ben kısmı hafıza kaybı ile sizinle güllük gülistanlık yaşayayım. Bu mu? Bu sizin istediğinizdi siz kendiniz için çabalıyordunuz.

Yaşadıklarım ne kadar kötü olsa da hiçbir zaman unutmak istemem Ama siz beni buna zorladınız siz masum bir kız için çabalamadınız!

İnci denilen o derneğin başkanının sağ kolu, ne karar alınmasında ikna edici konuşma yaptı?Neden insanları ikna edebiliyordu ? Görüntüsünden dolayı tabi ki. Peki Ne dedi? Ben hafızam kayıpken Allah bana ona ne dedittirdi? Ve ben o lafı söyledikten sonra mı?! herşeyi hatırlamaya başladığımda tamamlanmasına engel olmadınız ya da olamadınız?  

Yoksa dernek kapandı ve artık yatırımcılara ihtiyaç duymuyorsunuz ondan mı ? Kendinize samimi davranın bence. Çünki aldığınız karar bu dünyada yapabileceğiniz en zalimce ve hatalı bir karardı!

 Siz cezanızı çekmediniz çektiğinizi sanıyorsunuz. Haccın ötesine gittiğim o rüyamda, ben bu kişilerle aynı yerde olmam dediğimde, senle salihayı dışarı attıklarını anlatmış mıydım? Anlatırım bunların hepsi yazılarımda zamanı gelince yazılacak. Allah bu masumun işleri yoluna girsin diye başınıza belalar getirdi. Cezanız daha kesilmedi! Çünki ben hakkımı helal etmedim. Siz dua edin bu dünyada cezanız kesilsin. Yoksa öbür dünyasını hiç sormayın bile.

Dipnot: Hafıza kayıplarında geri gelişler öyle filmlerdeki gibi birden hoop diye olmuyor. Flashbackler yaşıyorsunuz ve kısım kısım geliyorlar. Benimki toplamda 4-5 aylık bir süreçte tamamlandı. İşte bunu bildiklerinden dolayı her hatırlamaya başladığımda gerisi gelmesin diye çabaladıklarından eminim.

Bu notları yazıyorum çünki, kimseye güvenmiyorum bu bir, ikincisi bir daha unutursam ki artık unutacağımı sanmıyorum ama ne olur ne olmaz dimi :D tedbiren herşey burda kayıtlı kalsın, üçüncüsü emin olun psikolojik bir savaşın içinden nasıl kazanarak çıktığımın adımları Allah"ın istediği birçok insana bununla nasıl mücadele etmesinde rehberlik edecektir.

16 Eylül 2022 Cuma

HAK HELALLİĞİ

 Hani psikologlar diyor ya affedin yok efendim hakkınızı helal edin vs...

Söyleyeyim o durum külliyen YALAN! 

Bir YALAN daha var şu arabesk modundaki söz : 'Güçlü İnsanlar Affeder!' sahi siz hala buna kanıyor musunuz? Güçlü ve akıllı insanlar kendini affeder yoluna devam eder. Şu yanlış anladığınız kısımları bir düşünseniz mi aceba. Kandırılmayı bırakın bence.

Allah size hakkınızı savunun demiş. Hakka girme konusunda da bu durumu size bırakmış. Öyle hakkınızı helal edince yolunuz açılır yalanına kanmayın. Bu kötü insanların iyi insanlara kurduğu son tuzaktır. Emin olun arkanızdan oh ne güzel kandırdım diyen tam yüzde 99 kötü insan bulunmakta olduğuna imzamı atarım.

Ve sırası gelmişken,

Bütün olayları ve yapılanları unuttuğum dönemde bana gelen hakkını helal et affet diyenlere... Neden? diye sorduğumda söyleyemeyen, söylese de algılamadığım (unuttuğum için) hak helalliği isteyenlere !

Hatırlamadığım zamanda edilen hellaliklerin geçersiz olduğunu siz de biliyorsunuz dimi?

Her hakkıma girene hakkım HARAM ZIKKIM olsun! Affetmeye gelince de eğer böyle bir şans verdiyse Allah bana, kimseyi de AFFETMİYORUM! 

Maalesef , dernekte kanserden vefa eden o kıza bile hakkım helal değildir! Benden istediğiniz o helallik geçersizdir!... İşte size örnek.

Yazılarımda yazdığım kişiler ve onları destekleyenler ! Kesinlikle hellalik istemek için karşıma çıkmayın SİKTİRİN GİDİN HAYATIMDAN!

Hee bu arada siz de  bana helal etmeyin ! tabi varsa dimi :D

Hadi eywallah ...


13 Eylül 2022 Salı

KİBİR!

 Öncelikle şunu belirtmek isterim ki birçoğunuz bunu yaşıyordur eminim. Biri sizi tarif ettiğinde aslında sizi değil kendini tarif ediyordur. Çoğu zaman bu böyle olur. Herzaman demiyorum ama çoğu zaman böyledir.

Mesele gülbin beni başkalarının kocasını sevgilisini ayartıyor dikkat diyerek etrafında gördüklerine anlatırdı, etrafımdaki kız arkadaşlıklara engel oluyordu ama bu anlattığı karakter onun huyuydu...

Halbu ki ben o kadar doğrucu dürüsttüm ki sonradan onun eski sevgilsi olan muhoyu bile reddetmiştim ve sırf eskiden gülbinle sevgili oldu diye hatta gülbin başkası ile evlenmesine rağmen... Ama gülbin hacerin kocasına , eltisinin kocasına sarkmıyorsa kendimden şüphe ederim kesin :D demedi demeyin...

Sonra dilek, o erkeklere büyü yapıyor derdi ama kendi büyü yapardı her hoşlandığı erkek için paralar döktürüp muskalar yaptırırdı. Zavallı diyelim ne diyelim.

Melek, o beni kıskanır derdi ama herkes bilirdi ki o beni kıskanıyor hem de hastalık derecesinde!

Ve yurdun başındaki kadından tut her cemaat liderine kadar beni kibirli olmakla suçlarlardı, çünki onların eteklerini öpmezdim! Niye öpecem pardon!

Bahaneleri şuydu, biz müridlerimizin kibirlerini bu şekilde öldürüyoruz. Peki senin kibrini kim öldürecek ya da ben nerden bileyim senin kibrin ölmüş. Yani hala sinir bozucu gördüğüm bu diz çökme kendine taptırma olayını maalesef müslüman diye adlandırılan her cemaat yapmakta! Ve en büyük yanlış ta bu .

Şeytan, bütün meleklere insana secde edilmesi emredildi diye bu dünyada herkese kendine secde ettirmeye çalışmakta. Ve bunu da sağdan yaklaşarak yapmaktaydı.

Ben sizin kibriniz ölsün diye yaptırıyorum diyen cemaat liderleri , loca liderleri, müdürler ( onlara müdürüm diyeceksiniz), dernek müdüreleri, müdürleri... hep sizin onlara diz çökmenizi isterler. 

Mecazen demiyorum direk diyorum .

Bakın mesela o yalakalıkla ünlü yurt annesi diye tabir ettiğimiz güya kibirsiz kadın birgün oyunlar oynadı biliyorum oynadığını. Şöyle kısaca anlatayım.

Geri kafalı sadece kocası olunca var olan eminemiz o zamanki sevgilisi ile kavga ettiği ayrıldığı birgün tramvayın önüne atar kendini. Tramvay durmak üzere olduğundan pek te öyle abartılacak bişi olmamasına rağmen emine işte abartacak ya. Neyse sevgilisi beni aradı bir olay anlatacağını önemli olduğunu söyledi, gittim. Galiba bir konuda hak hellaliği mi isteyecekti neydi. Ama beni uyardığını hatırlıyorum. Senin unutman onların işine geliyor bu duruma da çare bulmuyorlar dedi ki bir anda yurdun müdüresinin gözde abisi olan mıymıntı belirdi. Yani engel oldular söylemesine...O vakitler ben kısmı hafıza kaybı ile balık balık dolanırdım etrafta :)... Ya da belki o da yavuzun dedikodusunu yayanlar arasındaydı ne bilecem dimi?bir şekilde vicdan rahatlatıyordu beni uyararak.

Tabi itiraf etmesine engel olmak için yurdun müdüresi bir oyun oynamayı da eksik etmedi.

Güya bir taşla iki kuş vuracaktı.

Yurt müdüremiz de bana diyor ki ay kızım emine şimdi yanlış anlayacak kesin, o zaten hep öyle,sevgilisi seni aradığında bana neden haber vermedin, pardon da neden haber veriyorum neden her arayanı size haber ediyorum? Neyse, Sen yurt müdüresi, kızları emineye gönderip, eminenin sevgilisi hakkında, bana teklif ediyor dedikodusunu bilerek yaptır. Sonra gelmiş bana diyor ki: Bak kızım biz ne dersek o oluyor artık benden özür mü dilesen, ne dersem onu yapacağına söz mü versen? 

Yani kısacası, tuzağı kendileri kurup sonra da kurtarıcı rolü oynamaya çalıştırlar.  Yani osman sapığının taktiği hem sapıklık edip sevgilileri ayırıyor sonra da barıştırayım modunda kurtarıcıyı oynuyordu. Aynı taktik işte heryerde var. 

Neyse,Sebep? Ne yanlış yaptım da özür diliyorum pardon?

Ama özürü diz çökerek dileyecekmişim. 

Tamam dedim, diz çöktüm ay dedim ablacım ne haklısın ne güzelsin hep senin sözünde olacam ne dersen onu yapacam... kadın ay tamam affettim yapıyor! Affediyor bakar mısınız? Tanrı sanki kendisi. Kibir desen alaca var.

Sonra ayağa kalktım birden, ve tepeden baktım işte dedim sizi kandırmak bu kadar kolay. İçinizdeki yalakalar böyle yaparak size her dediklerini yaptırtıyorlar. Ve kibrinize öyle hapsolmuşsunuz ki yalakaları ayıramıyorsunuz bu da sizin sonunuzu getirecek, dedim mi dedim :D valla çok ta iyi yaptım oh olsun :D

Biz Allahtan başkasına secde etmeyiz. Kibirli olanlar bize kibirli yaftamasını bu şekilde yapıştıramazlar!

Kadın şok! İyice gıcık oldu ama...Zaten daha önceden de söylediği bir laf vardı "Bize çalışkan insan değil itaat edecek insan lazım " diye. Bu mu yanı? Politikanız bu mu? Kibirinizden ne yapacağınızı şaşırmışsınız gerçekten. 

Eğer siz müslümansanız ben değilim, ben müslümansam siz değilsiniz! Bu denklemi çözemediğimden ve kuranda yazanlarla sizin yaptıklarınız ters düştüğünden, müslüman kalmaya devam ettim. Yoksa size bakan kesinlikle müslüman olarak kalmaz!

Demem o ki, bu tarz kendini bi halt zanneden el etek öptüren her kişi kibirlidir. Size "ben onun kibrini öldürüyorum" demesi tamamen bir şeytan bahanesidir. Şeytan, intikamını bu şekilde bu dünyada almaya çalışır, size kendisinin oyuncağı olanların önünde diz çöktürtmeyi sağlayarak...

Siz siz olun Allah"tan başkasına diz çökmeyin!! Doğru bildiğinizden şaşmayın ve hep sorgulayın!

FISILTI GAZETESİ VE PSİKOLOJİK SAVAŞLAR

 Reklamcı bir adam , işsiz kaldığı bir vakitte aklına zekice bir fikir geldiğini zanneder. O adam bunu ben zekiydim aklıma geldi der ama normalde bu yolları biz de biliriz sadece kötülük yapmak karakterimizin bir parçası değil!

Neyse aklına gelen fikirse şu, mahalle dedikodularını iş hayatına taşımak. Bir şirket kurduğunu söyler , şirket rakip firmaları alt üst eden bir şirket. Gizli olduğunu arkadaş çevresine yayar.

Ve ilk teklifi bir meyvesuyu şirketinden gelir. Rakip firmayı alt et!

Adam halk arasından bir iki işsizi seçer ve onlara para verir. Bu kişlerin yapması gereken tek birşey vardır.

İstanbulun belirli kalabalık ilçelerinde ATM sırasına girip yüksek sesle muhabbet etmek:

Sıradaki paralı askerler :

A kişisi : " Biliyor musun G marka mevyasuyu aldım geçen, güya kaliteli içinden küflü mantar çıktı dava edecem adamları"

B kişisi : "Gerçekten mi doğru mu söylüyorsun"

A kişisi :" Al bak fotoğrafı bile var"

Evet kalabalık bir ATM sırası içlerinden sadece bir kişi bu duyduğunu başkasına iletse o adamın parasız çalışanı olarak zinciri kuracktı bile.

Veee işe yaramıştı. Rakip firma bir haftaya kalmadan haberlere bile çıkmıştı. Satışlar tepetaklak olmuştu. Onu işe alan firma ise satışlarda yükselme yaşıyordu. Kalitesiz olsa bile!

Ve bu reklamcı şeytanımız dedikodu silahını gizliden gizliye kullanmaya devam etmiş firmalar arası rekabetlerde propoganda yolu ile devirme işlemlerini başlatmıştı. Ve bu işten çok yüklü paralar kazanmayı da başarmıştı.

Bu yöntem her ne kadar size , e canım iş dünyası dedittirse de yanlış! Burada haksız bir rekabet söz konusu. Rakip firma daha kaliteli bir ürün üretiyor olabilir. Rakip firmayı devirmeye çalışan firmanın mevyasuları hastalık yayıyor olabilir. Eeee neresi doğru bunun! Ticarette olması gereken bu değil! Daha önce de bahsettiğim bu cemaatler olayında benim karşı çıktığım şuydu:

"Aralarında toplanıp güzel şeyler yapmalarına bişi demem, ama aralarında toplanıp kendilerinden olmayan başarılı birini alt etmek için haksızlıklar yapmaları ? bunlar doğru olamaz"

Nasıl ki olimpiyat yarışlarında ve maçlarında doping kullanan ve hile yapan eleniyorsa ve doğru karşılanmıyorsa, bu da doğru karşılanmamalı.

Ama nedense bazen insanlardan şunu duyar oldum. Ama o mücadele etmiş almış! Hayır o hırsızlık yapmış mücadele etmemiş mücadele ÇALIŞMAKTIR! 

Haksızlık yapıp doping, dedikodu, büyücü şarlatan yöntemleri tamamen hırsızlıktır!

Neyse bu yöntem belli bir süre sonra cemaatler, örgütler, localar ve siyasi partiler arasında yayılmaya başladı. Türkiyedeki islami diye nitelendirilen cemaatler , sohbetlerinde gerçekten sohbet etmeleri gerekirken, ya liderlerini övüyor ya bir dedikoduyu yaymaya çalışıyor , ya dergi satıyor, ya da bir mağaza sahibinin ürünlerinin reklamını yapıp ordan başka yerden alışveriş yapılmamasını tembih ediyordu....

Bu cemaatlerin neresi islama ya da insanlığa hizmetti bana söyler misiniz?

Büyücü denilen şarlatanların ise kullandığı bu yöntem gizli idi. Onlar da aynı o reklamcı gibi halktan birilerini tutar kadınların erkeklerin namuslarına şereflerine leke getirecek yalanları yayıp biz büyü yapıyoruz adı altında para alırlardı.

Aslında o reklamcının kullandığı bu yöntem ilk değildi kendini bişi keşfetmiş gibi övmesine gerek yoktu!

İşe bu yöntem şu sıralar sosyal medya adı altında asılsız haberleri yaymak ve bu silahı kullanmak için çok iyi bir platformdu , adamların işi kolaylaşmıştı. Facebook, twitter, tiktok... siz de görüyorsunuz yalan haberlerin nasıl da çabucak yayıldığını şahit sizler değil misiniz?

Peki hiç düşündünüz mü? O çok paralar alarak bu yalan propogandaları başlatanların ücretsiz işçileri olduğunuzu!

Ve o yalandan haberleri para kazanmak uğruna yayan , reklamcıya, cemaat liderine, localara, sahtekar şarlatanlara...vs güzelce para kazandırıp kendiniz sefilleri ATM sırasında bekleyerek geçirdiğinizin farkında mısınız aceba!

5 Eylül 2022 Pazartesi

BÖLÜM -1 YAZISINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN

 Evet aslında o yazıda dikkat etmenizi istediğim birşey vardı.

Ayşegül! Birçok kadına yaptırılması istenen davranış onun yaptığı olarak gösterilir. Amazon kadınların gücünü bu şekilde aldıklarını sakın unutmayın.

Siz kadınlar ne zaman kendi gücünüzün farkına varıp bu tür davranışlardan vazgeçeceksiniz.

Erkeklerin size şartlı köle gibi davranmasını ne zaman durduracaksınız.

Ayşegülün davranışı evet bir seçenek olabilir saygı duyarım, onun yöntemleri bu belki de. Ama bu durumun özendirilmesine ne demeli.

Erkekler özellikle kendilerine ihtiyaç duyan kadınları ister imajı çizilerek, kendi ayakları üzerinde duran kadıınları yalnız bırakıp yalnızlığın kötü bişi olduğunu göstermek? Ve bu dışlanmayı kötülemeyi bizzat o kadınların yapmasına ne demeli? Bir erkek olmadan varlığı bir hiç olan kadınlar , güçlü kadınları dışlamaya devam edip acizliği köleliği baş tacı etmeye çalışma çabaları? 

Kendinize gelin kadınlar kendinize!

İşte bunlar kadınların gücünü elinden alan bir silsilenin adımlarından biri.

Kendinize gelin artık! Siz erkekler olmadan da yapabilirsiniz. Sizin sizi şartlı köle gibi kullanacak bir erkeğe ihtiyacınız yok, sizin hayatınızı sizinle paylaşacak bir eşe sahip olmaya hakkınız var!

Eğer böyle devam ederseniz. Sizi aldatan döven rencide eden erkeklere hep bağlı kalmak zorunda kalacaksınız. Yalnızlık kötü atfettirildi diye bu aşağılık kocalarınızı bile terkedemeyeceksiniz!

Ah ah siz kadınlar ne zaman kendinize geleceksiniz!!?